Bisikletli, faytonlu Büyükada sokakları

Motorda simit yerken, Büyükada'ya doğru Bu yıl birkaç kez adaya gitmeye niyetlenmiştik. Her seferinde havanın bozuk veya rüzgarlı olması sebebiyle gitmekten vazgeçmiştik. Bu Pazar gitmeye karar verdiğimizde yine sahilde kuvvetli bir rüzgar vardı ve biz yine adada nasıldır hava acabalarla Bostancı'daki motorlara attık kendimizi. Olmazsa biraz vakit geçirip döneriz dedik. Binmeden simitlerimizi de aldık bir kutu da süt tutuşturdık oğlumun eline. Biraz simit biraz süt derken oğluş yolculuk boyunca sakin sakin oturdu motorda kendi arabasında. Tam canımız sıkılmaya başladı ki Büyükada'ya ulaştık.



Büyükada meydanıBüyükada çarşısı ve iskelesi
Büyükada sokaklarında

Büyükada her zamanki kalabalıklığındaydı. Yerli yabancı bir sürü turist vardı. Bostancı'daki rüzgardan burda eser yoktu. Fayton kuyruğunun uzayıp gittiğini görünce tabana kuvvet düştük yollara. Oğluş az biraz yürüyünce yoruldu ve önce kucağa sonra da arabasına geçti. Bir süre sonra da arabasında uyudu. Tüm bu kalabalık, fayton ve bisiklet yoğunluğunun içinde huzur bulabildim mi? Tabii ki hayır, bir ara Bağdat caddesinde trafikte gibi hisssetim kendimi. Aslında ortam tüm bu curcuna olmasa çok güzeldi: ağaçlar, yeni yeni açmaya başlamış çiçekler, güzel köşkler... Tüm bu ambiyans arasında sessizliği sadece tek tük geçen faytonlar bozsa müthiş bir yer olurdu. Oysa ki Pazar günü gibi yoğun bir günde faytonlar ve bisikletler yollarda art arda sıralanmış, çocuk arabasıyla geçecek aralık bulamıyorsunuz. Böylece Aya Yorgi yokuşunun başına kadar yürüdük. Belki huzurlu bir yürüyüş değildi ama en azında farklı bir ortamda bu güzellikler içinde olmak hoştu.

Faytonlu, bisikletli Büyükada sokakları
Büyükada sokaklarında yürürkenBüyükada'da yürürken

Yokuş başına geldiğimizde karar anıydı bu yokuş çocuk arabasıyla çıkılacak mı çıklımayacak mı :) Hadi bakalıım deyip başladık tırmanmaya. Oğluş arabada uyumakta, babası arabasını itmekte bana da durumu resimlemek kısmı düştü... Çıktık çıktık ilk çeşmenin yanına vardık daha 500m diyordu. Biraz daha sabır... Devam ettik ikinci çeşmede yüzümüzü yıkadık, yüzümü silemeden babası gelene kadar ben başladım itmeye arabayı meğerse bu araba hiç de itilecek gibi değilmiş. Yüzümü silememiş görüntüm beni o halde görenlerin içini parçaladı :) Terden uğraşa uğraşa yüzümden terler damladığını zannedip yok mu güçlü birisi diye acıdılar bana:) Babamız yetişti de son bir hamleyle ulaştırdı bizi tepeye.

Zorlu Aya Yorgi yokuşundan çıkarkenAya Yorgi kilisesi önünde, Büyükada

Tepede Yücetepe Lokantasına oturduk içkilerimizi aldık ki elimize oğluş uyandı. Uykusunu almış neşesi yerinde "park nerde" diye söylenmeye başladı. Güzel vakit geçirdik Yücetepe Lokantasında. Kociş ve oğluş uzun yemek sırasına rağmen sabredip yiyeceklerimizi getirdiler. İçecekleri o sırayı beklemeden başka bir büfeden alabiliyorsunuz. Ancak bir de bişeyler yemek isterseniz yarım saati gözden çıkarıp ayakta beklemeniz gerekiyor. Öyle güzel bir yerde ayakta beklemeli gibi saçma bir yöntem yerine neden bir alternatif geliştirmemişler anlaşılır gibi değil. Ama yine de ortam çok güzel ve huzurluydu. Herkes yokuşu çıkmadığı için burası daha sakindi. Manzara müthişti. Yemekler de iyiydi. Mekanın bahçesinde çiçeklerle, taşlarla, kediyle oğlum güzel vakit geçirdi, arada da köfte ve patateslerini yedi. Biz de yorgunluk atıp biraz kafa dinleme fırsatı bulabildik. Yani Yücetepe Büyükada gezimizi kurtardı...

Yücetepe lokantası, Aya Yorgi tepesi, BüyükadaYücetepe lokantasında yemek yerken, Aya Yorgi tepesi, Büyükada
Yemeğimiz, Yücetepe lokantası, BüyükadaYücetepe lokantası menüsü, Aya Yorgi tepesi Büyükada

Dönüşte iniş çıkışa göre çok daha kolaydı. Tavşanları araya araya oğlumla yürüyerek yolu yarıladık sonrasında da arabamızda rampayı tamamladık. Dönüşü faytonla yapacağımızı daha çıkmadan kararlaştırmıştık. Hem de kaldırılması düşünülen faytonlara belki son bir kez binmiş olduk. Oğlum korkar mı acaba diye düşünüyorduk, hiç korkmadı. Sakin sakin oturdu faytonda. At biraz hızlanınca "at yavaaş" diye bağırdı sadece. Güzel güzel iskeleye döndük. Dönüşte yine motora atlayıp denizi izleye izleye Bostancı'ya yarım saatte geri döndük. Her şeye rağmen güzel bir gündü. Biraz yorgunluk, tatlı bir huzur, güzel ve farklı bir gün geçirmenin mutluluğu kaldı geriye...

Fayton sefası, BüyükadaFayton sefası, Büyükada
Büyükada'dan dönüş yolunda

Gezi Tarihi: Nisan 2012

İlgili Yazılarım: