İki buçuk aylık bir bebe, yanında da abisi. Tatilimiz de geldi, nerelere gitmeli? Hem çocukları hasta etmemeli, hem de eğlendirmeli; bizler de bu arada nefes alabilecek fırsat bulabilmeliyiz. Bebekli tatil için daha önce de birkaç defa gitmiş olduğumuz Akyaka'ya gitmeye karar verdik. Takviye kuvvet olarak da anneanne ve dedemizi yanımızda götürdük...
Akyaka'yı seçmemin nedeni, öncelikle doğası. Deniz ile ormanlar iç içe, yanında da ulu ağaçlar ve sazlıklar, buz gibi bir azmak. Kimimiz denizdeyken, diğerleri de bebekle azmak kenarında bir gölgelikte serinler diye düşündüm.
Ayrıca Akyaka bir apart cenneti, bir sürü kiralanabilecek yer var. Bizler Kerme Ottoman Otel'in villa apartlarında kaldık, hem otelin hem de apartın imkanlarından faydalandık...

booking.com logo Akyaka Otelleri Fiyatları

!

Aklınızda olsun,
booking.com logo rezervasyonlarınızı GezenAnne.com'daki linkler üzerinden yaparsanız sizin için bir kayıp olmaz, benim Gezen Anne projeme devam edebilmem için katkı sağlar.


İstanbul Akyaka arası araba ile on saat. O kadar uzak yol, değil bebe ile, yanındaki abisi ile bile zorlu olacağından yine aile ikiye bölündü. Baba önceden araba ile, çocuklar ve ben de ardından uçakla gittik. Dalaman havaalanında uçaktan indiğimizde yine babamız tarafından karşılandık, daha ne olsun :)...
Apartımıza yerleştik, hemen etrafta dolaşmaya koyulduk. İlk uğrak yerimiz azmak kenarı restoranlarından biri oldu. Balık, ahtapot, kalamar, yanda buz gibi azmak, ördekler, tekneler, miiis, tatilde olduğumuzu iyice bir idrak ettik.
azmak kıyısında oturmuş yemek yerken, Kordon restoran Akyaka
ızgara lagos balığı, Halil'in Yeri Akyaka azmak başındaki Halil'in yerinde güzel bir ziyafet sonrası, Akyaka
Zaten Akyaka'da kaldığımız süre zarfında ne zaman dışarıda yemek yesek mutlaka azmak kenarı balık restoranlarından birine gittik. Halil'in yeri, Orfoz, Kordon her birinin bol bol ziyaret ettik...
Gelelim denize, Akyaka'nın kum plajlı, kum zeminli, git git derinleşmeyen sığ bir denizi var. Tam miniklerin bol bol eğleneceği yerlerden. Ancak denizin dibi kumluk olduğundan zaman zaman deniz bulanıklaşabiliyor ve çok yoğun günlerde kirlenebiliyor. Biz Akyaka plajına da gittik, etraftaki denizlerde de dolaştık. Gökova'nın cam gibi turkuvaz denizlerine bir kez daha hayran kaldık.
Mesela Akyaka'ya çok da uzak olamayan İncekum'a gittik. Bize göre İncekum, Türkiye'deki araba ile ulaşılabilen en güzel kum zeminli denizi. Kalabalık olmasına rağmen bozulmayan berraklığına, incecik kumuna bayıldık.
Yine Akyaka'ya yarım saatlik araba mesafesinde Akbük'e gittik ve şahane bir deniz ile karşılaştık. Küçük taş zeminli, mis gibi turkuvaz bir deniz. Üstüne üstlük tamamen dalgasız, bulunduğu korunaklı koy sayesinde hemen hemen hiç dalga olmuyormuş Akbük'te...
Güzel yerlere gittik, yemekler yedik, güzel vakit geçirdik. Mesela kahvaltısı ile ünlü olan Sedir Adası, İncekum yolundaki Çınar'a gittik. Güzel ortamında dinlendik, yemek yedik; Marmaris'in ünlü portakallarından, narlarından meyve suları içtik.
Namını çok duyduğum Hisarönü'ndeki Mavi Pide'ye gittik. Tartışmasız şimdiye dek yediğim en iyi pideleri yedikten sonra Marmaris koylarında biraz dolaştık,
çıtır çıtır, nefis pideler yediğimiz Mavi Pide'nin ortamı, Hisarönü Marmaris
közlenmiş patlıcanlı, kıymalı, kaşarlı nefis pide ve arkada tahinli ballı pide, Datça yolu Mavi Pide Marmaris
Hisarönü sahili, denizi ve plajı, Marmaris
Orhaniye'ye gidip Kız Kumu'nda denizin ortasında yürüdük...
Denize girdiğimiz gibi on - on beş dereceli suyu ile meşhur Akyaka'nın ünlü Kadın Azmağı'na da girdik. Buz gibi sularda kendini akıntıya bırakıp gitme tecrübesini yaşadık. Azmak kenarındaki otelin şezlonglarına uzanıp nehir, sazlık, tekne manzaralı son derece huzur dolu bir ortamda dinlendik...
Akyaka'ya gitmişiz, sürekli azmak boyunca gidip gelen tur teknelerini izleyip durmuşuz, bizler eksik kalır mıyız!
Çekirdek aile olarak biz de atladık bir tur teknesine. Azmak boyunca yaptığımız minik tekne gezisi hem abisinin hem de iki aylık bebeğimin çok hoşuna gitti. Tur boyunca çok eğlendi, bol bol gülücükler dağıttı...
Azmak boyunca, ulu ağaç gölgelerinde, Akyaka'nın Nail Çakırhan izinden giden güzel mimarili evleri ile süslü sokaklarında, portakal limon ağaçları ile donatılmış parklarında Akyaka'da bol bol dolaştık.
Akyaka sokaklarında dolaşırken, Muğla portakal ve limon bahçeleri ortasındaki Akyaka çocuk parkı
iliklerime kadar donduğumu hissettiğim, oğlumun ise çok eğlendiği buz gibi azmak, Akyaka
Citta slow şehri olan güzel beldede yine huzur dolu günler geçirdik...

Gezi Tarihi: Ağustos 2014