Çıralı, oğlumla ilk tatile gittiğimiz yerdi. Oğlum henüz dokuz aylıktı ilk tatiline çıktığında. O gün bugün tatil ve gezme tozunu bir kere yuttu, şimdi dışarıya çıkarken nereye gidelim dediğimde "tatile gidelim :)" diyor...

İlk tatilimize gitmeden nereye gidebiliriz diye araştırırken birkaç kıssasım vardı kafamda. Kumluk deniz, temiz bir apart, geniş bahçe, sivri sineksiz bir yer gibi... Araştırırken o yıl Avrupa listelerinde en iyi sahil olarak ilk 10'a giren Çıralı'ya rastladım. Ta Olimpos'a kadar giden upuzun bir sahil, çok çorak olmayan bir coğrafya, dağların eteklerine kurulmuş bir yer, geceleri Caretta Carettalar'ın da gelip yumurtalarını bıraktığı kumluk bir plaj... Eh daha ne olsun dedik ve Çıralı'ya gitmeye karar verdik.
Bebekli tatilde bir başka düşünülmesi gereken şey de ulaşımdı. Tatilde araba zaten şart. Bebekli de olsak biz sadece kum, deniz, güneşle yetinecek bir aile değiliz. Muhakkak kaldığımız yerlerin etrafını gezip görmek isteriz, bu da arabasız olmaz. Bebekle de İstanbul'dan Antalya yolculuğunu göze almak zor. Biz de şöyle bir çözüm bulduk, anne ve oğluş uçakla, baba da bir gün önceden araba ile gidecek. Biz bir saatte tatile ulaşırken baba sekiz on saat yol tepecek :). Biz bu formülü çok sevdik, sonraki yıl da diğer tatillerimizde aynen uyguladık.

Bebekle uçak yolculuğu, bir başka aşılması gereken durumdu. Uçuş bir başka derttir, hava alanındaki teferruatlar bir başka. Yanınızda ayakta durabilen bir yavru olmadığından mecburen güvenlikten geçereken onu birilerine emanet etmeniz gerekir. Puseti de x-rayden geçirmeniz isteniyor, yine o aşamalarda da çocuğu emanet edeceğiniz veya puseti kapattırabileceğiniz birilerini bulmanız gerekli. Biz gidişte yanımızda teyzemizle gittik ve bu teferruatları rahat atlattık. Dönüşte ise Antalya havaalanında yolcu kabuldeki güvenliğe kadar babamız geldi ve yardımcı oldu. Ancak daha sonraki noktalarda oğluşla yalnız gitmek zorunda olduğumuzdan mecburen etraftaki güvenlikten ve insanlardan yardım istedik. Puseti koymanız için check in sırasında size bir poşet veriliyor. Siz diğer bagajlarınız check in esnasında bırakırken puseti uçak girişine kadar yanınızda götürebiliyorsunuz. Yalnız uçak girişinde yavruyu pusetten alıp, puseti kapatıp, poşete koyup teslim etmeniz gerekiyor. Uçak indiğinde de aynı şekilde hemen uçak çıkışından pusetler alınabiliyor. İlk tatilimizde ben pusetli gitmiştim, ancak aç kapat bu kadar uğraşılması bana zor geldiğinden sonraki uçuşlarımda puseti yanıma almadım.
Uçak yolculuğu hamile ve bebekli anneler için hep bir soru işaretidir. Rahat bir uçuş atlatabilmemiz için önceden iyice araştırdım. Bir defa bebekler kalkış ve inişte dolgunlaşan kulaklarını açamadıkları için kalkış ve inişlerde muhakkak yutma hareketi yapmalılar. Bu anne sütü de olabilir, yaşına göre su veya başka bir yiyecek de olabilir. Uçuş saati de önemli tabii, uyku saatlerine denk getirilen uçuşlarda yavrunun uyuma ihtimali yüksek olacağından rahat bir yolculuk atlatılabilinir. Biz gidişte sabah erken 6-7 gibi uçtuk. Oğlum yol boyunca uyudu. Gayet rahat geçti. Dönüşte ise öğleden sonra uçuşuydu. Oğlum yolculuk boyunca uyanık kaldı, genel olarak iyi idare etti, ancak bir noktadan sonra kitaplar oyuncaklar yetersiz gelmeye başladı ve biraz canımız sıkıldı. Hem gidişte hem de dönüşte kalkış inişlerde süt emdi. Dönüşte yanımdaki koltukların boş bırakılmasını rica ettim. Şansıma uçak aşırı dolu değildi ve boş kalabildi. Yalnız seyahat eden anneler boyle bir ihtimal olduğunu ve bir şansınızı denemekte fayda olduğunu unutmayın...
Öyle böyle İstanbul'dan Antalya'ya ulaştık. Havaalanından çıktığımızda vale babamız gelmiş bizi bekliyordu :). Güzel bir yolculuktan sonra güzel bir tatil bizi bekliyordu. Herşeyin olabildiğince en iyisini olmasını isteyen biri olmanıza rağmen bebekli ve çocuklu da tatil olabiliyormuş. Yalnız biraz daha organize olmak gerek... İyi tatiller...
Gezi Tarihi: Ağustos 2010