Rahmi Koç Müzesi'ne bağlı Sevim ve Necdet Kent kitaplığı bana göre Cunda'nın en güzel yerlerinden. Sahilden bakıldığında en tepede dalgalanan bir bayrak ve bir yel değirmeni gözükür. İşte orası Rahmi Koç Müzesi'nin elden geçirip restore ettiği ve çok güzel bir yer haline getirdiği müze, kitaplık ve cafe'si.


Bir zamanlar kilise olarak kullanılan odanın bir tarafında freskler varken diğer tarafında cami yazıları, raflarında ise değişik konularda kitaplar var. İşte kültürel zenginlik budur dedirten biçimde...



Emekli büyükelçi Necdet Kent'in kitapları oğlu Muhtar Kent tarafından bağışlanmış. Kitaplığa da Necdet Kent'in eşi Sevim Kent'in adı verilmiş.



Kitaplar arasında çocuk kitapları da var. Oğlumla kitaplar arasından uçmaya çalışan bir kuşun hikayesini seçtik, o büyülü ortamda oturduk okuduk...


Çıktık sonra Cafe'de oturduk. Cafe'de manzara inanılmaz. Cunda evleri, kilisesi, okulu, tekneleri, limanı... Deniz çarşaf gibi karşımıza serilmiş, Tavuk Adası denizin ortasını süslemekte. Karşı tarafta Hakkıbey yarımadası tepeleri ve Şeytan Sofrası gözükmekte...



Cafe'de alkollü, alkolsüz içecekler, hafif atıştırmalıklar var. Fiyatlar gayet makul. Belli ki kar elde etmek amacıyla değil, daha çok insan gelip bu güzellikleri görsün diye yapılmış...


O güzel manzarada otururken iyi ki Rahmi Koç burayı elden geçirmiş ve bu güzel yer ortaya çıkmış diye düşündük. Keşke daha çok tarihi mekana bir el atılıp bu şekilde günümüze kazandırılabilse...


İlgili yazılarım:

Gezi Tarihi: Mayıs 2013