Cunda - Ayvalık civarı, herşeyin basitleştiği ve kalitesizleştiği günümüzde hala has lezzetler sunan bir coğrafya. Gidilecek doğru adresleri biliyorsanız burada zeytinin, zeytinyağının, zeytinyağlının, peynirin, balığın, deniz mahsülünün ve daha bir sürü lezzetin hasını bulabiliyorsunuz...

Taş Kahve, Cunda


Cunda'ya her gelenin ilk adresidir Taş Kahve. Derler ki Cunda'nın yerlisi mi yoksa turist mi olduğunuz buradaki oturuşunuzdan anlaşılırmış. Turistler denize doğru, yerliler ise denize sırtını çevirerek otururmuş Taş Kahve'de.


Kahve önündeki taze bademcilerden bademimizi aldık, çayımızı ve adaçayımızı ısmarladık, ortamın tadını çıkardık.


Karşıda lokmacı, dondurmacı, balıkçı müşteri çekme telaşında. Günübirlik turistler önümüzden geçmekte, bizim ise acelemiz yook, telaşımız yook. İşte tatil bu...



Rahmi Koç Müzesi: Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı, Cunda


Cunda'nın ara sokaklarından dolaşa dolaşa ta en tepeye çıktığımızda bulduk Koç Müzesi'ni. Zaten sahilden baktığınızda tepedeki rüzgar değirmeni ve yanında dalgalanan bayrağı ile yerini belli ediyor.


Müzenin, Cunda'yı ve denizi tepeden gören çok güzel bir cafe'si var. Ortam şahane, manzara ise inanılmaz.



Sorduk limonataları ev yapımıymış. Oğluşum bayıla bayıla bir çırpıda limonatasını bitirdi biz de güzel manzaraya karşı içkilerimizi yudumladık. Ortamını, servisini, atmosferini çok sevdik; müzenin bu hale gelmesi için verilen emekleri taktir ettik. (Cunda Rahmi Koç Müzesi yazısı için tıklayın.)



Uno Pizza, Cunda


Cunda'da gezdik dolaştık, akşam oldu karnımız acıktı. Sahildeki balık restoranlarına oturmadan oğlumun karnını sevdiği şeylerle doyuralım istedik. Dışarıda severek yediğimiz şeyler belli: mantı veya pizza. Etrafta bunları nerden bulabiliriz diye sorduğumuzda ağız birliği etmişçesine herkes aynı yeri gösterdi: Uno.

Uno, Cunda sahilde, balık restoranlarının hemen arka sokağında, modern atmosferli çok güzel bir bistro. Balık yemeği düşünmeyenler için iyi bir alternatif.


Biz trendy atmosferini çok beğendik. Servisi de gayet sıcak ve başarılıydı. Girmeden mantınız, pizzanız kendi mamülünüz mü dondurulmuş mu diye sorduk. Bizdeki herşey kendi mamülümüzdür yanıtını alınca masamıza kurulduk. Oğlum margarita pizzasını aldı ve severek neredeyse hepsini bitirdi. Biz birşey yemedik ama ızgara etlerden, makarnalara çok geniş bir menüsü vardı.


Bay Nihat, Cunda


Cunda sahilde bir sürü balık restoranı var. Yemek öncesi sahilde yaptığınız yürüyüş esnasında hepsi sizi ikna etme gayretinde. Ancak biz gelmeden önce nerede balık yiyeceğimizi araştırmış ve Vedat Milor'un Türkiye'deki en iyi balık restoranı dediği Bay Nihat'a gitmeye karar vermiştik.


Bay Nihat, Cunda sahildeki en eski balık restoranı. Zaman içinde sahil boyunca alternatifleri açılmış, ancak buralara kadar gelmişken daha orijinal lezzetler tatmak istediğimizden Bay Nihat'ı tercih ettik.


Safranlı sübye, whisky soslu akuades, ahtapot kol ızgara gibi lezzetleri denedik ve tatlarına bayıldık.


Gitmeden yorumlara baktığımızda servisi ile ilgili sıkıntılardan bahsediliyordu ancak biz hiçbir sıkıntı yaşamadık. Çok yoğun bir sezonda gitmemenin nimetlerini deniz kenarında harika bir masada, dalgasız deniz ve deniz üstünde kıpırtısız duran teknelere karşı harika bir yemek yiyerek çıkardık.


booking.com logo Ayvalık Otelleri Fiyatları

!

Aklınızda olsun,
booking.com logo rezervasyonlarınızı GezenAnne.com'daki linkler üzerinden yaparsanız sizin için bir kayıp olmaz, benim Gezen Anne projeme devam edebilmem için katkı sağlar.


Ziya Bey Konağı'nda kahvaltı, Cunda

Kaldığımız Ziya Bey Konağı butik oteldeki kahvaltılarımız da Cunda'daki güzel lezzetler olarak zihnimizde yer etti. Güzel konağın yeşil bahçesinde yöresel lezzetlerden oluşan kaliteli bir kahvaltı etmek çok keyifliydi.


Yöresel peynirler, zeytinler, otlar, tazecik reçelli lor, her masada nefis sızma zeytin yağı şişeleri. Sıcacık ekmeklerimizi acısız ve çok aromatik zeytin yağına bandırdıkça Ege kahvaltısı ettiğimizi sonuna kadar hissettik.


Deniz Kestanesi, Ayvalık


Bir diğer balık restoranı tercihimizi Ayvalık'taki Deniz Kestanesi'nden yana kullandık. Restoran hakkında okuduğumuz güzel yorumlar, yine Vedat Milor'un burada çekim yaparken cep telefonu denize düştüğü halde bayıla bayıla yemeğe devam ettiği görüntüleri Deniz Kestanesi'ni bir de biz görelim dedirtti.


Sezon dışı sakin bir Cumartesi öğleden sonrası, denize nazır bir masaya kurulduk. Restoran sahibi Kamil Bey'e tek kelime ile bayıldık. Bir defa restorancılık konusundaki felsefesi harika: taze ve o sırada lezzetli ne varsa sadece onu sunarım düşüncesinde. Dondurulmuşun tadını ben beğenmiyorum ki servis edeyim diyor. Bizi sanki yeğenleri, kardeşleri evine misafir gelmiş gibi ağırladı. Mütevazi kişiliği ile yediklerimiz hakkında merak ettiklerimizi tüm ayrıntısıyla anlattı. Kamil Bey'den tekir ve barbun balığının farkını, deniz fasulyesi ayrıntılarını öğrendik.


Oğluma çıtır çıtır hamsi, biz de ızgara bütün kalamar ve biz ordayken getirilen, çiğ iken bile en ufak bir kokusu olmayan tazecik tekir yedik.



Deniz fasulyesinden yapılan sıcak ot, Bergama yöresine ait domatesli patlıcanlı çığırtma, meze balıklar ve tüm bunların üzerine Ayvalık'ta yediğimiz en güzel lor tatlısı. Yazarken bile canımı çektiren harika bir yemek oldu...



Peynirci Ferdi, Ayvalık


Ayvalık yöresi lezzet bakımından hep zeytinleri ve özellikle zeytinyağları ile bilinir. Ayvalık seyahatimiz öncesi, benim daha önce fark etmemiş olduğum ünlü bir lezzeti daha olduğunu öğrendim: peynirleri. Tazecik kremamsı lor peyniri, Ayvalık tulum peyniri ve daha birçok çeşit. Zaten meşhur olan Ayvalık tostunun aslı, günümüzde yapılan ortaya karışık, kaşarlı, et mamüllü curcuna değil, has Ayvalık ekmeğinin içine güzel Ayvalık tulum peyniri ile yapılan çeşidiymiş.

Madem bu kadar peyniri meşhur, eve götürmelik birkaç peyniri nereden alabilirm diye araştırdığımda hep aynı yer çıktı karşıma: Peynirci Ferdi.


Üstü kapalı tanzim pazarında bulduk dükkanını. Çok güzel karşılandık, değişik değişik peynirler tattık. Peynirlerimiz eve kadar dayansın diye vakumlatıp Ayvalık tulumumuzu, lorumuzu ve kekikli saganaki peynirimizi aldık. Evde bunları her yiyişimizde de Ayvalık'ı bir kez daha yad ettik.


Güler Pastanesi, Ayvalık


Ayvalık'a her gelenin bir uğradığı diğer bir yer Güler Pastanesi'ymiş. Özellikle sakızlı kurabiyeleri ve lor tatlıları ile ünlüymüş. Biz de Ayvalık çarşısındaki yerini bulduk. Kurabiyemiz ve tatlımızı aldık. Burcu burcu sakız kokan kurabiyesini çok beğendik, her yudumuzda bir kez daha Ege'ye gittik geldik. Lor tatlısı Deniz Kestanesi'nde yediğimiz kadar iyi gelmedi bize ancak oğlum tatlıyı görünce: bu hamsi yediğim yerdeki tatlı mı diye sordu ve afiyetle birer ikişer aldığımız tatlıları sildi süpürdü...


Yol üstü satıcıları, Ayvalık - İstanbul yolu

Yol üstü satıcılarından birşeyler almak için durmak hem sıkıcı yolculuğu renklendiriyor hem de farklı lezzetler keşfetme olanağı sağlıyor. Ayvalık yolunda sıklıkla okuduğumuz kara dut şurubu yazılarını okudukça durduk, karadutun hem reçelini hem şurubunu aldık. Bir başka yerde taze meyva almak için durduğumuzda kara dut şurubunun böyle kıvamlısı makbuldür deyip ikna ettiler bir de oradan şurubumuzu aldık. (Şurubu ev yapımı dondurmalarda denedim, nefis!) Bal sorduk, burcu burcu çiçek kokan çiçek balı, çok güzel aromalı çam balı bulduk.


En son da mola yeri olarak daha önce gitmiş olduğumuz Bursa Gölyazı'ya uğradık. Buradaki ufak köylü pazarında enginar gördük ve bir sürü aldık.


Velhasıl, yolculuk boyunca çok güzel lezzetler bulduk, dahası köylü satıcıları da mutlu ettik daha ne olsun!


İlgili yazılarım:

Gezi Tarihi: Mayıs 2013