Bu haftasonu, havanın iyi olduğu ve oğluşumun hasta olmadığı son zamanların nadir haftasonlarındandı. Biz de fırsattan istifade uzun zamandır gitmeyi istediğimiz Anadolu Kavağı gezimize çıkalım dedik...
Daha önce karadan gitmemiştik ama Anadolu Kavağı'nın aşağı yukarı nerede olduğunu bildiğimizden çıkmadan nereden gideceğimize bakmamıştık. Biraz hislerimizi biraz da yollardaki tabelaları takip ederek Riva yolunda bulduk kendimizi. Ara ara öylesine köy yollarından geçtik ki İstanbul'un burnunun dibinde sanki ücra bir köşedeymiş hissi uyandıran yerlerin varlığına şaşakaldık. Yol boyunca hiç Anadolu Kavağı tabelası görmedik. Bir ara Anadolu Feneri tabelası görünce bizim gittiğimiz kavak mıydı, fener miydi tereddütleriyle Anadolu Feneri'ne doğru saptık. Yine kırsal köy yollarından geçerek bir baktık Boğaz'ın en kuzeyine Anadolu Feneri'ne gelmişiz.
Anadolu feneri Anadolu Feneri'nde seyir noktası
Anadolu Feneri küçük bir semt. Fenerin bulunduğu alan gezilebiliyor. Dik bir yamaca inşa edilmiş olan fenerden manzara inanılmaz.
Boğaz'ın kuzey ucu Anadolu Feneri'nden Karadeniz manzarası
Anadolu Feneri'nden Karadeniz manzarası
Anadolu Feneri'ndeki manzarayı görünce iyi ki yanlış yollara sapmışız da buralara kadar gelmişiz dedik. Aksi takdirde Anadolu Kavağı'na kadar gider orada günümüzü geçirir ve burnumuzun ucundaki bu güzellikleri görmeden eve dönerdik.
Anadolu Feneri'nden sonra bu sefer düzgün yolları bulup Poyrazköy'e geçtik. Yamacın üstündeki köy meydanından geçip kalesine göz attık.
Sonrasında da limanın ve plajın bulunduğu sahile indik. Lodosa karşı güneydeki tepeyle, kuzeyli rüzgarlara karşı da limandaki dalgakıranla korunan koyun denizi adeta bir göldü.
Poyrazköy plajı Poyrazköy limanı
Poyrazköy sahili
Limanın ve sahilin bu mevsimdeki sakinliğini çok sevdik. Sahil boyunca balık restoranları sıralanmıştı. Biz de etrafta dolaşan ilk müşterilerdik. Aslında Anadolu Kavağı'nda yemek yemeği planlıyorduk. Ancak oradaki tesislerin buraya göre daha turistik olacaklarını tahmin ettiğimizden ve Poyrazköy'ün nezihliğini çok beğendiğimizden yemeğimizi burada yemeğe karar verdik. Hangi restorana oturalım diye biraz tereddüt ettikten sonra ilk sıradaki Poyraz Balık Restoran'da karar kıldık.
Bizden hemen sonra yılların müdavimleri oldukları belli olan eski İstanbul'lu gibi görünen müşterileri ile hemen her masanın dolduğunu görünce doğru bir tercih yaptığımıza sevindik. Sahilde güzel bir yemek sonrası bir sonraki durağımız olan Anadolu Kavağı'na yola koyulduk.
Anadolu Kavağı'na inmeden ilk önce yol üstündeki Yoros Kalesi'ne bir göz attık. Anadolu Kavağı'na tepeden bakan kalenin içine girilemiyor. Kaleden çok güzel bir Karadeniz ve Boğaz'ın kavuşma manzarası görülebiliyor.
İstanbul Boğazı ve Karadeniz'in birleştiği yer
Anadolu Kavağı Yoros Kalesi Yoros Kalesi'nden Boğaz manzarası, Anadolukavağı
Yoros Kalesi'nde dolaşırken, Anadolu Kavağı
Kale etrafında biraz dolaştıktan sonra Anadolu Kavağı'na indik. Boğaz turlarının son durağı olan semt sahildeki balık restoranları ve yerli yabancı turistleriyle şirin bir yer.
Zaten birkaç sokaktan oluşan minik semtin en büyük odağı iskele civarı. Sıra sıra dizilmiş balık lokantaları, dondurmacılar arasında dolaşırken sürekli birşeyler yemek için ikna edilmeye çalışılıyorsunuz.
Birkaç adımda dolaşılabilen iskele önünde turladık. Etrafa bakındık, semtin havasını kokladık. Güzel, keyifli bir gün geçirmiş olmanın hazzıyla bu sefer Beykoz'a doğru düzgün yollardan evimize doğru yola koyulduk...
Anadolu Kavağı'nda dolaşırken Anadolu Kavağı çarşısı arka sokağı
Anadolu Kavağı'nda boğaza nazır evler manzarası
Gezi Tarihi: Mart 2013