Haftasonu hava güzel, dışarıda şöyle keyifli bir kahvaltı yapma zamanı. Ama nerede? Ya trafiğe girip popüler bir yerde kalabalık içinde bir kahvaltı edecektik, ya da biraz yolu göze alıp nefis manzarada, doğanın içinde huzur dolu olanını. Biz tercihimizi ikinciden yana kullandık ve Anadolu Kavağı tepesindeki Yoros Kalesinde yer alan Yoros Cafe'ye gittik...
Anadolu Kavağı'na yapılmış yeni yollarla yolculuk hem oldukça rahat, hem de keyifli. İnsan İstanbul'un bu kadar dibinde böylesi yeşil ormanlar, henüz dokunulmamayı başarmış geniş yeşil alanlar görünce şaşırıyor ve mutlu oluyor. Kavacık'tan sonra çok da uzun olmayan bir yolculuk sonrası Anadolu Kavağı'na ulaştık. Kavak içinde hiç oyalanmayıp doğrudan Anadolu Kavağı'nın tepesinde boğaza nazır duran Yoros Kalesi'ne yöneldik. Kaleye ve hemen altındaki cafeye giden düzgün araba yolu var ve cafenin hemen girişine arabanızı park edebiliyorsunuz. Tabii yoğun kalabalığa rastlamamak için tercihen erken saatlerde ve pazar yerine cumartesi gitmekte fayda var.
Arabamızı park ettik, horoz sesleri eşliğinde cafeye doğru yöneldik. Cafe hakkında yorum okurken hemen herkes müthiş manzarasından bahsediyordu. Biz de merak etmiş, neymiş o kadar övülesi manzarası demiştik. Masalara doğru ilerleyince fark ettik ki, yorumlarda bahsedilen az bile! İstanbul Boğazı ayaklarınızın altında, karşıda yemyeşil dağlar, etrafta antik kale kalıntıları, kediler, çiçekler, kelebekler...
Erken gitmemize rağmen kenardaki son masaya oturabildik ve Boğaz'a nazır kahvaltılarımızı söyledik.
Yoros Cafe'de serpme kahvaltı veriliyor. Kalite fena değil, bol bol çeşit var. Yağlı inek peyniri, örgü peyniri, tel peynir, hellim peyniri, zeytin, reçel, bal, tereyağ, yumurta, domates, salatalık, bir termos çay, sıcacık ekmek... Soğuk havalarda gidenler için kapalı yeri de var. Servis biraz yavaş ama güzel havada, güzel manzaranın keyfini çıkartmaya geldik, acelemiz yok ne de olsa...

Güzel güzel kahvaltımızı ettik, bir taraftan da oğlumla boğazdan geçen gemileri izledik. Geçecek olan geminin rengini tahmin etme oyunları oynadık, kendi çapımızda eğlendik.
Bir ara gökyüzünden uçan bir iki leylek ilişti gözüme. Yaşasın bu yıl da leyleği havada gördük! Hatta geriye doğru baktığımda leyleklerin bir iki değil, onlarca, belki yüzlerce olduğunu fark ettim! Hani kuzey ormanları çok önemli, kuşların göç yolları oradan geçiyor diyorlardı ya, işte kanıtı! Geçen yıl yine bu zamanlarda gitmiş olduğumuz Gölyazı'da leylekleri görmüş ve gezi dolu bir yıl olmuştu, haydi hayırlısı...
Kahvaltımızı ettik, kahveler içildi, etrafta dolaşma zamanı geldi. Önce kale altında biraz çiçek topladık sonra da kaleye doğru yöneldik. Zaten gün de ilerlemiş, vapurlarla, teknelerle Anadolu Kavağı'na gelen turistler yürüyerek kaleye kadar geliyordu. Kale civarındaki kitlenin %90'ı yabancı turistti. Ellerinde rehber kitapları, merakla İstanbul'un bu uzak köşesini keşfe koyulmuşlardı. Sanırım İstanbul'da yaşayan birçok kişi Yoros Kalesi'nden bihaberken İstanbul'a gelen turistlerin hemen hepsi gelip buraları keşfediyor...
Yoros Kalesi'ne doğru çıkarken, Anadolu Kavağı Yoros Kalesi'ne doğru çıkarken, Anadolu Kavağı
Yoros Kalesi küçük bir kale. Deniz kıyısındaki Anadolu Kavağı'ndan bir tepe üzerindeki kaleye yürüyerek çıkılabiliyor ancak yol yokuş olduğundan biraz yorucu. Kale içine girilemiyor. Kaleye kadar çıkmanın en güzel yönü tepeden görülebilen güzel boğaz manzarası.
Biz de turistlerle birlikte kaleye kadar çıktık. Kale surlarına bir göz attık.
Geçen yıl "Boğaz'ın Kuzey Yamacı" gezimizde de uğradığımız Yoros Kalesi'nin aynı yerinde boğaza nazır resim çektirdik. Yalnız aynı manzarada bu yıl eklenmiş olan yeni bir unsur vardı: üçüncü köprünün yükselen ayakları...
Yoros Kalesi'nden İstanbul Boğazı manzarası ve üçüncü köprü ayakları Yoros Kalesi'nden İstanbul Boğazı'na karşı resim çektirirken, Anadolu Kavağı
Kale etrafındaki yeşilliklerde dolaştık, eğlendik. Güneşli havanın tadını çıkartıp çimenler üzerinde yayılmış olan turistler arasında dolaştık.
Resimler çektik, güzel havanın tadını çıkarttık. Bir başka sefer tekrar görüşmek üzere deyip yolumuza devam ettik...
Dönüşte Anadolu Kavağı'na inmeyip yukarıya doğru devam ettik. Poyrazköy - Beykoz ayrımından sağ Beykoz yönüne sapıldığında yine düzgün, ormanlık bir yoldan geri döndük ve ne kadar çabuk Kavacık'a ulaştığımıza şaşırdık. Güzel ve huzurlu yerler çok da uzak değil aslında, yeter ki bizler farklıyı ve güzeli bulmak için istekli olalım...

Gezi Tarihi: Mart 2014