Güney Fransa seyahatimizde Nice'ten sonraki durağımız Monaco oldu. Böylece oğlum daha dört yaşını bitirmeden dördüncü ülkesini ziyaret etmiş oldu. Monaco ve Monte Carlo'nun kumarhanelerini, lüks arabalarını, yatlarını, vergisiz lüks yaşantısını, Formula 1 yarışlarını pek çok kişi duymuştur. Bizi Monaco konusunda şaşırtan bunların da ötesinde coğrafi konumu oldu. Hani en son Güney İtalya seyahatimizde Amalfi kıyılarında taşların üzerine köy, kasaba yapmışlar diye şaşırmıştım ya, Monaco'da taşın üstüne ülke inşa etmişler...


Bir dağın yamacına sıkış sıkış bağımsız bir şehir ülke kondurmuşlar. Var olan her karış topraktan faydalanmışlar. Yetmemiş köstebek yolu gibi tüneller açmışlar ulaşımı böyle halletmişler. Dik yamaca kurulu olan şehirde insanların rahat dolaşabilmesi için, oğlumun Monaco'daki en büyük eğlencesi, bir sürü ücretsiz asansörler koymuşlar.    

Monako tren istasyonu Gare de Monaco
Monako'daki tüneller Monako'daki asansörler

Monaco sokaklarını kaybola kaybola yönümüzü tabelalardan bula bula dolaştık.



Formula 1'in yapıldığı yollar, tünel ve liman boyunca yürüdük. Gördüğümüz kalabalık yerel halk özellikle genç nüfusun fazlalığına şaşırdık.

Monte Carlo'dan Monako'ya Formula 1 yolunda yürürken
Monako'da Formula 1 startının verildiği Hercules limanı Monte Carlo

Burada da bir park bulduk, kaydık eğlendik...


Bir başka gün trene atlayıp Cannes'a gittik. Cannes yazısı için tıklayın.


Cote d'Azur ile ilgili diğer yazılar:




  • Gezi Tarihi: Mart 2013