Kazanlık'ta kebapçe yerken

Bulgaristan seyahatimizdeki bir günümüzü Balkan dağlarının güney eteklerindeki yerleri gezmeye ayırdık. İrili ufaklı kasabalardan geçtik. Mis gibi dağ havasını ciğerlerimize doldurduk. Yol kenarları ceviz ağacı tarlaları ile kaplanmıştı, insanlar ceviz hasadı yapıyordu. Daha önce hiç o kadar çok ceviz ağacını bir arada görmemiştim.

Gül diyarı Kazanlık'ta yemek molası verdik. Merkezdeki New York Pub Pizza & Grill'de güzel bir ziyafet çektik. Sokaklarda biraz dolaştık ve tabii yine bir çocuk parkı bulup oğlum güzelce vakit geçirirken bizler "kafe"lerimizi yudumladık. Kazanlık'ta bulunmuş olan eski Trakya Mezarı'na gitsek mi diye düşündük ama ne turist information'dan ne de sorduğumuz birkaç kişiden mezarın nerede olduğunu öğrenebildik, biz de vazgeçtik.

Şipka eteklerindeki Rus KilisesiŞipka eteklerindeki Rus Kilisesi

Arabaya binip Eski Balkan'daki Şipka'ya doğru yola koyulduk. Şipka'ya çıkmaya başlamadan dağın eteğinde Şipka kilisesi yer alıyor. Çok uzaktan bakıldığında yeşillikler arasında kilisenin altın kubbesi görülebiliyor. Şipka'daki Osmanlı - Rus 98 harbi anısına inşaa edilmiş. Kilise uzaktan olduğu kadar yakından da gayet bakımlıydı.

Şipka anıtına çıkarkenŞipka anıtına çıkarken, arkadan Eski Balkan manzarası
Şipkadan manzaraŞipkadan manzara

Şipka zirvesine düzgün yollarda dağ sırtlarında döne döne çıkabiliyorsunuz. Anıtın bulunduğu alanın eteğinde arabanızı park edip bir sürü merdiveni tırmanabilir veya bizim yaptığımız gibi anıtın bulunduğu alana kadar arabayla çıkabilirsiniz. Zirvede manzara inanılmaz. Hava mis gibiydi. Şipka'ya gelmişken bir de manda yoğurdu yiyin derim, bıçakla kesilir cinsten ve çok lezzetliydi.

Stara Zagora, Eski Zağra, sokaklarıStara Zagora, Eski Zağra, çarşısı
Stara Zagora, Eski Zağra, parkı

Bir sonraki durağımız Stara Zagora yani Türkçe ismiyle Eski Zağra'ydı, Bulgaristan'ın Zagorka birasının vatanı. Geniş bir ovaya kurulmuş eski ve gayet planlı programlı bir şehir. Cadde üzerindeki belli aralarla birbiri ardına sıralanmış trafik ışıkları ilginç bir görüntü oluşturuyordu. Merkezini ve tabii merkezindeki parkı bulduk. Parkta bir koşede erkekler toplanmış satranç oynuyordu. Kısa bir yürüyüş mesafesinde sabit pazarı vardı. Pazardan dağdan toplanmış frambuaz aldık ve oğlum bayıla bayıla ömründe ilk defa frambuaz yedi. Organik süt, tavuk hatta tavşan satan dükkandan sütümüzü aldık. Minik dükkanlarında alış veriş yaptık. Bir başka deyişle derli toplu Eski Zağra'yı çok sevdik.

Koprivshtitsa sokakları
Koprivshtitsa'da yemek yediğimiz restoranKoprivshtitsa'da yemek yerken
Koprivshtitsa'da yemek yerken

Bir başka gün turistik yerler arasında ismi geçtiği ve Filibe'ye nispeten yakın gözüktüğü için Koprivshtitsa'ya gitmeye karar verdik. Kilometre olarak az gözüküyordu ancak yol bilimum köylerden geçen ara yollardan gidiyordu ve çook uzun bir yolculuk sürdü. Köye ulaştığımızda dağların ortasına konumlanmış bir köy ile karşılaştık. Bizim düşündüğümüz gibi otobüs otobüs turistler de yoktu. Her nasılsa her yere ulaşabilen birkaç Japon turist ile karşılaştık ve on on beş yerli turist o kadar. Yemeğimizi yedik, güzel bir dağ havası aldık, sokaklarda dolaştık, yine bir park bulduk :), bu da eksik kalmasın diye bol bol kaydık ve dönüş yolculuğuna geçtik...

Koprivshtitsa sokaklarıKoprivshtitsa sokakları
Koprivshtitsa'da çeşmede el yıkarken

Gezi Tarihi: Eylül 2011