Sorrento, Amalfi kıyılarındaki diğer köy ve kasabalara göre daha bir büyükçe, daha bir şehir görünümünde. Napoli, Pompeii, Capri Adası ve Amalfi kıyısı yerleşimleri arasında merkezi bir konumda olduğundan turistler tarafından daha çok geçerken uğranacak yer veya transferler arasında kalınacak yer olarak değerlendiriliyor.

Sorrento, Napoli'den gelen ve Pompeii'de de duran Circumvesuviana banliyo trenlerinin son durağı. Yani Sorrento'dan trene bindiğinizde yaklaşık yarım saatte Pompeii'de, bir saatte de Napoli'de olabiliyorsunuz. Ayrıca Sorrento'dan Napoli'ye deniz otobüsleri ile de ulaşabiliyorsunuz.
Amalfi kıyılarını mı dolaşmak istiyorsunuz? İstasyonun hemen karşısından kalkan SITA otobüslerine biniyorsunuz (otobüs biletlerinizi istasyondaki büfeden alabiliyorsunuz); Amalfi kıyılarındaki masalsı köyler, kasabalar otobüs ile Sorrento'dan yaklaşık bir saat uzaklıkta...
Capri Adası'na da Sorrento limanından düzenli feribot ve deniz otobüsleri var. Popüler adayı görüp adada kalmamayı tercih edenler için de birçok otel alternatifi ile Sorrento iyi bir seçenek.
Bu gibi sebeplerden Sorrento bizim de Güney İtalya gezimizde transferler arasında uğrak noktamız oldu. Bir gece de konakladığımız şehirden seyahatimiz sırasında birçok defa yolumuz geçti.
Arkasına Amalfi kıyısının dik dağlarını almış, denize karşı geniş bir ovaya kurulmuş olan şehir oldukça büyük olmasına rağmen gezilesi görülesi yerleri ufak bir alanda birikmiş.
Dar sokaklardan oluşan şirin çarşısında dolaştınız mı,
çarşının hemen altındaki limana göze alabiliyorsanız dik yollardan, aksi takdirde ücretli asansörlerle inip liman çevresinde de dolaştınız mı görülesi yerlerini görmüş oluyorsunuz...
Bizim Sorrento'ya ilk uğrayışımız Circumvesuviana'dan inip SITA ile Amalfi kıyılarına devam etmeden önceydi. Otobüsün kalkmasına kadarki süremizi değerlendirmek isteyip Sorrento'nun ünlü pizzacısı Da Franco'yu bulduk.
Margarita ve yörenin ünlü peynirsiz, ve burada ançuez de konulan marinara pizzalarımızı ısmarladık.
Bir de Perroni'lerimizi açtık, Da Franco'nun duvarında asılı olduğu gibi "have a pizza and the world will smile at you" dedik...
Da Franco'dan resimler, Sorrento
Da Franco'da pizza beklerken, Sorrento Da Franco'da pizza beklerken, Sorrento
Amalfi kıyıları turumuzdan sonra yolumuz yine Sorrento'dan geçti. Bu sefer şirin çarşısında biraz dolaşıp ücretli asansörlerle Capri adasına gitmek üzere limana indiğimizde biraz vaktimiz vardı.
Güzel bir ilkbahar gününde, pırıl pırıl havada yerli halk sahile inmiş. Baktık limanın hemen yanındaki bir restoran hınca hınç dolmuş. Bu kadar insanın bir bildiği vardır deyip biz de La Kambusa restorana oturduk. Çok vaktimiz olmadığından sadece gnocci ve sofra şarabı ısmarladık.
Ama menüsündeki çeşitliliğinden, fiyatlarının uygunluğuna aklımız La Kumbasa'da kaldı ve Capri dönüşünde gene uğrayıp bu sefer deniz ürünleri salatasından, deniz mahsullü makarnaya, Napoli körfezinden çıkanlardan yapılmış kızartmaya birçok çeşit denedik...
deniz ürünleri salatası, La Kambusa deniz mahsullü makarna, La Kambusa
deniz ürünleri kızartması, La Kambusa Sorrento
Sorrento'dan en son yolumuz geçtiğinde bir akşam da konakladık. Antiche Mura adında son derece profesyonel işletilen bir otelde kaldık. Otelin geniş, temiz odaları, minik bir bahçesi ve dillere destan bir kahvaltısı vardı.
Gerçekten de çeşit çeşit hamur işleri, İtalyan şampanyası olan proseccoya kadar birçok çeşidi ile tüm Güney İtalya seyahatimiz boyunca yediğimiz en iyi kahvaltıydı.
Antiche Mura oteli kahvaltısı, Sorrento
Antiche Mura oteli kahvaltısındaki hamur işleri, Sorrento kahvaltıda prosecco içerken, Antiche Mura Sorrento
Sorrento'da yapılabilecekler kısıtlı olduğundan biz orada konakladığımız süre içinde deniz otobüsüne atlayıp Napoli'ye gittik. Akşam eğlenmeden gelen yerliler gibi son Circumvesuviana'ya binip uyuklaya uyuklaya otelimize döndük. Otele girmeden de dondurmalarımızı alıp çarşısının merkez caddesinde dolaşmayı ihmal etmedik. Bir başka gün yine trenle Pompeii'ye gittik. Yani daha çok burayı baz alarak çevreyi keşfettik.
Ancak merkezindeki mandalina ağaçlarının süslediği güzel sokakları, dik kayaların dibindeki güzel limanı ile hiç olmazsa yolunuz buradan geçerken uğranası bir yer olduğuna kanaat getirdik...
Gezi Tarihi: Mart 2013