Capri Adası, Güney İtalya'nın en ünlü turistik uğrak noktalarından. Dünya sosyetesinin de bol bol ziyaret ettiği adaya biz biraz daha sakin zamanlarında, ilkbahar günlerinde iki günlüğüne uğradık.
Yoğun sezonda adaya ulaşım Napoli, Sorrento ve Amalfi Kıyıları'nın değişik noktalarından yapılabilmesine rağmen bizim gittiğimiz zamanda sadece Napoli ve Sorrento'dan kalkan feribot ve deniz otobüsleri ile ulaşılabiliyordu.
Amalfi kıyılarını dolaştıktan sonra Sorrento'ya geldik ve feribota atlayıp feribot güvertesinden Sorrento kayalıklarını ve Amalfi kıyılarının sarp yamaçlarını seyrede seyrede adaya ulaştık.
Feribot adanın kuzeyindeki Marina Grande'ye yanaştığında karşımızda gördüğümüz yerleşim şirin bir sahil kasabası görümündeydi. Dünya jet sosyetesini ilgisini çekecek bir şatafat ve gösterişten çok uzak gayet mütevaziydi...
Ancak feribot ve deniz otobüslerinin yanaştığı Marina Grande sahilde ufak bir yerleşimdi, asıl otel ve yerleşimlerin bulunduğu Capri ve Anacapri merkezleri karşımızdaki dik yamacın üzerindeydi.
Marina Grande'den Capri merkeze ulaşmak için dik yamaç boyunca giden fünikülere bindik. Capri Adası'nın simgelerinden limon bahçelerinden geçip Capri'nin merkez meydanı Piazza Umberto I'de indik.
Piazza Umberto I ufacık bir meydan. Cafeler, bir iki restoran sıralanmış meydanda. Umberto'dan çıkıp Capri çarşısında ve sokaklarında dolaşmaya koyulduk. Hemen tüm Capri'de daracık sokaklar var, arabaların geçemeyeceği sokaklarda ulaşım için golf arabaları kullanılıyor.
Piazza Umberto I'deki saat kulesi, Capri Piazza Umberto I meydanı, Capri
Çarşısı çok büyük değil büyük olmasına ama çarşıdaki hemen her dükkan en high class markalardan oluşuyor. Fotoğrafçıların vitrininde bile sıradan insan resimleri değil orada bulunmuş ünlü Hollywood yıldızlarının fotoğrafları var...
Rezerve ettirdiğimiz otelimiz La Floridiana'yı bulduk, odamıza yerleştik. Adanın Güney tarafındaki marina olan Marina Piccola'ya doğru, güzel deniz manzaralı bir odada kaldık.
Otelde gayet yardımsever bir resepsiyonist vardı. Hemen harita üzerinden bize Capri'de ve Anacapri'de gezilecek yerleri anlatıverdi. Biz ilk yürüyüş ve keşif rotası olarak Capri'nin ünlü Faraglioni kayalarının ve güzel yamaçlarının da görülebileceği doğa içinde giden yolu seçtik. Bu yol biraz zorludur, yürümesi 1 saat kadar sürer ve bol bol merdiven vardır diye uyardı resepsiyonist. Biz birkaç gün içinde tüm Amalfi kıyılarını dolaşmışız, bir saatlik bir yol bizi hiç yorar mı deyip yola koyulduk :)...
Güzel dar sokaklardan lüks villaların yanından geçip yürümeye koyulduk.
Kısa bir yürüyüş sonrası Tragara manzara noktasına ulaştık. Bizimle birlikte gelmiş olan diğer turistler bu noktadan denizin, kayalıkların resimlerini çekip geri dönüyorlardı. Biz ise hafiften hava bozmasına rağmen yürümeye devam ettik...
Capri'nin dik kayalık kıyılarını, güzel denizini seyrede seyrede kıyı boyunca ağaçlar arasında yürüdük. Deniz içinden yükselen ünlü Faraglioni kayalıklarının karşısından geçtik.
Grotta di Matermania gibi antik kalıntılar arasından yürüdük. Bol bol merdiven tırmandık. Yürüyüşümüzü hafif yağmur çisentisi altında limon bahçeleri arasından geçip tamamladık...
Yemek yerleri için önceden araştırmış ve birçok restoran belirlemiştik. Ancak sezon başı olduğundan daha çoğu yer açılmamıştı. Yine resepsiyonistimizden yardım isteyip açık olan birkaç yeri öğrendik ve arka sokakların birindeki Michelangelo restoranda yemek yemeğe karar verdik.
Capri adasındayız ya yediğimiz her yemekte adanın ünlü limonları kullanılmıştı. Limon soslu ravioli, limonlu pisi balığı, limon soslu ıslak kek...
limon soslu ravioli, Michelangelo restoran Capri
limonlu pisi balığı, Michelangelo restoran Capri limonlu kek, Michelangelo restoran Capri
Lezzetler gayet yerindeydi, yemek sonrası ikram gelen minik karaftaki limoncello ise bir kadeh iki kadeh derken bizi aldı götürdü...
Ertesi gün Anacapri'ye gitmeye karar verdik. Ada ulaşımında kullanılan küçük minibüslere bindik ve yüksekçe bir dağın yamacından Marina Grande'yi seyrede seyrede birkaç dakika içinde Anacapri'ye ulaştık.
Anacapri, Capri'ye göre daha çok yerli halkın yaşadığı bölümdü. Daha geniş sokaklardan oluşan çarşısında dolaştık. Çarşısında mevsim itibariyle de turistten çok okuluna, işine giden insanlar vardı.
Çarşı boyunca yürüdük. Önemli turistik noktalarından Casa Rossa, San Michele kilisesi yanından geçtik.
Capri Adası'nın en yüksek noktası olan ve Napoli Körfezi'nden Salerno körfezine, Ischia adasına kadar geniş bir manzara sunan Solaro dağının zirvesine çıkan telesiyeji bulduk. Ancak dağın zirvesi bulutlu olduğundan çıkmaktan vazgeçtik. Anacapri'nin arka bahçeleri arasında dolaştık...
Capri merkeze dönüp son hedef noktamız Augusto bahçesine doğru yöneldik. Adanın ünlü San Giacomo manastırı kalıntıları yanından geçtik.
Etrafta kafile kafile Amerikalı, Avrupalı turistler vardı. Yine turistlerin uğrak noktası bir parfüm yapım atölyesi yanından geçip Augusto bahçesine ulaştık.
Ufak, şirin bir bahçe olan Augusto bahçesinin popülaritesinin sebebi Capri'nin güzel kayalık koylarına doğru güzel manzaralar sunması ve Faraglioni kayalarına karşı bir seyir noktası olmasıydı.
Ayrıca Marina Piccola'ya doğru kıvrıla kıvrıla giden ve "bir yol bile bir sanat eseri olabilir" diye bahsedilen Via Krupp'a da Gardini di Augusto üzerinden gidilebiliyor. Bir Lenin büstünün beklediği Via Krupp yürüyüşe kapalı olduğundan biz yukarıdan yola doğru bakıp, güzel manzaraları fotoğraflamakla yetindik.
Via Krupp yolu, Capri Via Krupp başındaki Lenin büstü
Kısa Capri tatilimizin sonunda tekrar füniküler ile Marina Grande'ye indik. Limanda biraz dolaştık. Yine adanın en ünlü noktalarından olan denizin üstünde yer alan mavi mağara Grotta Azura'ya kalkan tekneler liman boyunca sıralanmıştı.
Küçük sahilinde dolaştık ve Capri gezimiz boyunca ilk defa deniz kıyısına inebilmiş olduk.
Biraz turistik hediyelikler satan dükkanlar arasında dolaştık.
Deniz otobüsü saatimiz gelince Capri Adası manzaralı yerlerimize kurulduk ve dalgalı bir denizde dalgalar üzerinde hoplaya zıplaya yola koyulup bu popüler adaya veda ettik...
Gezi Tarihi: Mart 2013