Fransız mutfağının vazgeçilmez üç şeyi nedir diye sorulduğunda cevap hiç şüphesiz: "tereyağı, tereyağı ve tereyağı"dır. Paris'te yemek yediğimiz tüm yerlerde bunu sonuna kadar gördük. Yediğimiz hemen tüm yemeklerde ortak bir tat vardı. Neydi diye düşündüğümüzde cevap: tereyağı idi. Sokaklarda dolaşırken bile, kapı önlerinden geçerken yine bir tereyağı kokusu ilişti hep burnumuza. Bizimkine göre daha bir farklı aroma ve kokuda, daha bir kremamsı kıvamda olan Fransız tereyağı Paris seyahatimiz boyunca bize bol bol eşlik etti. Birbirinden güzel yemekleri daha bir lezzetlendirdi...

Paris tatillerinde herkes ilgi alanlarına göre bir şeylere para harcar. Kimi alışverişe, kimi müzelere, kimi gece hayatına... Biz ise yemeğe... Bir toplumun kültürünü tanımanın en iyi yolu mutfağıdır bana göre. Biz de farklı yerlerde Fransız mutfağının örneklerini tadarak kendimize ufaktan ziyafetler çektik... Neler gezdin gördün tamam da, neler yedin onu anlat diyorsanız buyrun Paris mekanlarına...

Cafe de Flore

Eski Paris ruhunu hissedebileceğiniz çok hoş bir tesis. Caddeye bakan dip dibe masalar, kollarında beyaz örtüleri ile orta yaş üstü garson gibi garsonlar, kendi isminin yazdığı tabaklar bardaklar, masalar hatta reçeller. Cafe de Flore Paris denince ilk akla gelen cafelerden, bu yüzden oldukça turistik bir tesis. Ama iki gidişimizde de gördüğümüz kadarıyla turistler kadar özellikle de iş öncesi kahvaltıda Parislilerin de uğrak noktası.
İlk gidişimizde kahvaltı yaptık. Kahve, kurasan, reçel ve bal ile. Tabii kurasanlar sonuna kadar tereyağlı olduğundan ayrıca bir yağa gerek yoktu... Hepsi çok lezizdi...
Başka bir gün öğleden sonra hafif bir şeyler atıştırmak için gittik. Mekan tıklım tıklımdı. Çoğunlukla turistler vardı, uzak doğulu, İngiliz hatta birkaç masa Türk de vardı. Zorlukla bir tane masa bulabildik. Confit du canard yani kızarmış ördek yedik. Tatlı olarak da milföy pastası ve sıcak çikolata. Lezzetleri yine gayet yerindeydi. Aşırı kalabalıktan garsonlar biraz bezmiş gibilerdi ama biz yine genel olarak gayet memnun kaldık. Cafe de Flore, yan komşusu yine bir Paris klasiği olan Les Deux Magots'a göre daha iyi lezzetler sunan ve daha iyi bir cafe gibi geldi bize.

Café de Flore
172 Boulevard Saint-Germain, 75006 Paris, Fransa (Google Harita)

Les Deux Magots

St Germain üzerinde, yolların kesiştiği işlek bir köşeye kurulmuş bir Paris klasiği. Zamanında Sartre gibi düşünürlerin oturup fikirlerini tartıştığı bir mekan. Dışarıdaki masalara kurulup yoldan gelip geçenleri izleye izleye birer kahve içtik.
Les Deux Magots daha bir turistik mekan gibi geldi bize. Garson olarak genç ve yakışıklı erkekler çalıştırılıyordu. Oturmuş olduğumuz öğleden sonra saatlerinde masaların boşalıp tekrar dolması iki dakikadan daha uzun sürmüyordu. Tarihte nice önemli kişinin vakit geçirdiği bir mekanda birer kahve içmiş olmak güzel bir duyguydu...

Les Deux Magots
6 Place Saint-Germain des Pres, 75006 Paris, Fransa
www.lesdeuxmagots.fr

Gerard Mulot

Paris'e geçen gelişimizde Gerard Mulot için şehirdeki en iyi kurasanları yapan yer diye okumuş ve otelimize oldukça uzak olmasına rağmen gidip bulmuştuk bu şirin fırını. O zamandan bugüne mekan daha da popülerleşmiş, daha önce İngilizce bilmeyen tezgahtarlar İngilizce konuşmaya başlamıştı.
Luxembourg bahçesine oldukça yakın olan mekan güzel pastalarından, eklerlerinden veya kurasanlarından alıp parkta lezzetli bir şeyler atıştırmak için iyi bir fırsat...

76, rue de Seine, 75006 Paris, Fransa
www.gerard-mulot.com

Fransız Peynirleri

Bizim gibi peynir severler için Fransa tam bir cennet... Camamberti, rokforu, emmanteli, briesi... Yanında dışı çıtır çıtır içi yumuşacık francala ekmekleri, bir de güzel bir Fransız şarabı açtınız mı başka bir şeye gerek kalmaz... Bu şahane lezzetlerin burada bizdekinin neredeyse onda bir fiyatında olması da inanılır gibi değil...

Le Relais de l'Entrecote

L'Entrecote, Fransız usulü fast food olan steak frites yani patates kızartması eşliğinde biftek yiyebileceğiniz bir restoran zinciri. Biz Montparnasse yakınlarındaki şubesinde yedik. Önceden rezervasyon yapılamıyor, yoğun zamanlarda sıra beklemek gerekebiliyormuş.

Biz öğle yemeği için gittik ve rahatlıkla yer bulabildik. İlk önce kıvırcık salatası geliyor. Sonra da ısmarladığınız antrikotun bir kısmı ile patates kızartması. Tabağınızdakiler bittiğinde özel tealightlar ile sıcak tutulmuş olan kalan bifteğiniz ve taze patates kızartması geliyor.
Ben bifteğimin orta pişmesini sipariş etmiştim ve gayet kıvamında yumuşacık, aşırı da kanlı olmayan bir et yedim. Biftek üzerinde mekanın sırrı olan sanırım peynir veya tahin acılığında özel bir sosu var. İlk başta sosu yadırgasak da daha sonra etle uyumunu beğendik. Le Relais de l'Entrecote güzel bir Fransız eti yemek için iyi bir mekan ve gördüğüm kadarıyla Paris'i ziyaret eden Türkler tarafından da sıklıkla ziyaret ediliyor.

Paris'te 3 yerde bulunuyor
 101, boulevard du Montparnasse, Paris VI
 15, rue Marbeuf, Paris VIII
 20, rue Saint-Benoît, Paris VI
http://www.relaisentrecote.fr/
Her gün açık.

Le Tournebievre

Le Tournebievre'i otelimizin bulunduğu St Michel etrafında güzel bir akşam yemeği yiyebileceğimiz bir bistro arayışımız sonunda bulduk. Tripadvisor'da Paris restoranları arasında üst sıralardaydı ve çok iyi yorumlar almıştı biz de deneyelim deyip rezervasyonumuzu yaptırdık.
Notre Dame karşısında küçük, şirin bir bistro. Neredeyse tamamen İngilizce konuşan turistlerle doluydu. Servis çok sıcak ve başarılıydı. Başlangıç, ana yemek ve tatlı arasından seçimler yapabileceğiniz fix ücretli akşam menüleri var. İsteyene sadece başlangıç ve ana yemek veya sadece ana yemek ve tatlı seçenekleri de var.
Biz başlangıç ve ana yemek aldık. Başlangıç olarak Paris'e kadar gelmişken yememek olmaz deyip foie gras yani ördek ciğeri aldık. Bizde sanıldığının aksine kaz ciğeri değil ördek ciğeri imiş makbul olanı. Oldukça kremamsı neredeyse tereyağı kıvamındaydı. Bir de şahane lezzetli bir shot votka eşliğinde somon tartar aldık.
Ana yemek olarak antrikot ve pilav üstü ton balığı aldık. Ana yemekler bizi başlangıçlar kadar büyülemedi ama güzel lezzetteydi.
Le Tournebievre güzel bir akşam yemeği için iyi bir tercihti.

65 Quai de la Tournelle, 75005 Paris, Fransa (Google Harita)
http://www.letournebievre.com/
Salı-Cumartesi öğle ve akşam yemeği için açık.

The Fork üzerinden rezerve edilebilir.

Frederic Simonin

İlk Michelin yıldızlı restoran denememiz... Paris'e kadar gelmişken Michelin yıldızlı bir restoranda yemek yemeği düşünüyorsanız önceden randevu yaptırmak şart. Çoğu yerde yiyebilmek için ise çok önceden randevu yaptırmak gerekiyor.
Arc de Troimph yakınlarındaki Frederic Simonin'de öğle yemeği için randevu yaptırdık. Michelin yıldızlı restoranlarda öğle yemeği mantıklı ekonomik bir seçenek. Öğle menüleri akşam yemeğinden çoğunlukla çok daha uygun oluyor. Frederic Simonin de Michelin yıldızını aldıktan sonra akşam yemeği fiyatlarını cömertçe artırmış ancak öğle yemeğine dokunmamış. Menüdeki tek bir foie gras fiyatına neredeyse başlangıç, ana yemek ve tatlıdan oluşan seçenekli fix menü alabiliyorsunuz.

İlk önce herkese özel bir foie gras karışımı geliyor.

Başlangıç olarak çok özel bir lezzeti olan marine levrek ve foie gras aldık. Foie grasnın lezzeti, kıvamı, yapısı şahaneydi. Yanında da sanırım gerçek altın parçaları vardı.
Ana yemek olarak yumuşacık ve çok özel soslu etimiz vardı. Yanında da tabii ki mekanın en popüler yiyeceği olan patates püresi sipariş ettik. Patates püresinin ünü lezzetinden ve o lezzeti sağlamak için kullanılan bire bir tereyağı patates oranından kaynaklanıyor.
Tatlı olarak da üzerinde yine altın serpiştirilmiş olan çikolatalı top ve ananaslı bir tatlı aldık.
Tüm yemeklerde ve serviste sonuna kadar özeni görebiliyorsunuz. Böyle özel yerlerde yemek yeme fırsatı Paris seyahatimizi gerçekten taçlandırdı.

25 rue Bayen, 75017 Paris, Fransa (Google Harita)
Salı-Cumartesi öğle ve akşam yemeği için açık.

The Fork üzerinden rezerve edilebilir.

Rech

Daha önceki Paris tatilimizde restoranlar önlerindeki çeşit çeşit deniz mahsulleri ve özellikle de istridiyeleri görmüş ve denemek istemiştik. Ancak önceden nereden güvenilir istridiyeleri yenilebileceğini araştırmadığımız için yemeğe cesaret edemedik. Bu sefer araştırdık ve neredeyse yüzyıllık deniz mahsülleri restoranı olan Rech'i bulduk. Restoran ünlü Michelin'li şef Alain Ducasse 'ın. Önceden rezervasyonumuzu yaptık ve akşam yemeğine gittik.
Arc de Troimph yakınlarındaki restoranda sıcak ve profesyonel bir hizmet vardı. Özellikle şarap somalieri çok hevesli ve işini iyi yapmaya çalışan bir gençti. Yemekler öncesi kaselerde başlangıçlar ikram edildi. Daha sonraki yemeklerde göreceğimiz gibi bunlar da bol tereyağlı kremamsı lezzetlerdi.
Başlangıç olarak istridye aldık. Yanında özel sosu ve tabii ki tereyağı eşliğinde geldi.
Scampi, böcek, kırmızı karides, kahverengi karidesten oluşan bir tabak ısmarladık. Özel sos, terayağı eşliğinde geldi. Bir de kerpeten ve çoğu Türk arasında çorba sanılıp içildiği hikayeleri anlatılan limonlu el yıkama suyu geldi. Koca tabak kabuklu deniz mahsulü yemek oldukça uzun sürdü ancak çok eğlenceliydi. Çatır çutur sesler eşliğinde zamanla kırma işinde uzmanlaşıyorsunuz.
Bir de akşam yemeği menüsünden aldık. Başlangıç, bol köpüklü tereyağlı somon ve tatlıdan oluşuyordu. Burada bildiğiniz levreğin üzerine bile soslukla tereyağı getirilip bolca üstünden gezdiriliyordu. Ama tereyağı da tereyağıydı hani...
Eğlenceli bir yemek oldu. İstediğimiz gibi bol bol deniz mahsülü yiyip güzel vakit geçirdik.

Rech - Alain Ducasse
62 avenue des Ternes, 75017 Paris, Fransa

The Fork üzerinden rezerve edilebilir.

Gezi Tarihi: Kasım 2012, düzenleme Kasım 2016