Bu hafta sonu yine küçük bir tur yapalım dedik. Doğanın uyandığı şu günlerde ağaçlar, dereler, şelaleler arasında dolaşalım dedik. Rotamızı Sapanca - Kartepe - Maşukiye olarak belirledik ve sabah kalkar kalkmaz yola koyulduk.
İlk durağımız Sapanca'daki güzel kahvaltı mekanı Natürköy'dü. Naturköy, Sapanca Gölü kenarında değil, dağlar arasında güzel bir vadide yeşillikler arasında çok geniş bir alana kurulu. Sapanca gişelerden çıkıp Mahmudiye köyünden 2-3 km sonra sonra tesise ulaştık. Günlerden cumartesi, vakit de henüz çok geç olmamasına rağmen neredeyse son masalardan birine oturabildik...
Natürköy'ün ortamı harika! Şırıl sırıl akmakta olan bir dere, her tarafta ulu ağaçlar, çayırlar. Çok geniş bir arazi olmasına rağmen her yer elden geçirilmiş, düzenlenmiş. Güzel şelaleler, ördeklerin yüzdüğü bir gölet, miniklerin koşuşturabileceği düzlükler gayet güzel bir yer ortaya çıkmış...
Kalabalıktan biraz aksasa da nefis kahvaltımızla masamız donatıldı. Ama kahvaltı da kahvaltıydı hani, bir kuş sütü eksik denilir ya o türden! Peynirler, börekler, kızartmalar bir sürü çeşit...
Kahvaltı sonrası etrafta biraz dolaştık. Derenin biraz ilerisine gittik ve güzel bir şelale bulduk. Dağın yamacı boyunca tırmanıp Naturköy tesisine yukarıdan bir göz attık ve bir sonraki durağımız Kartepe'ye doğru yola koyulduk.
İzmit yönüne doğru gidip Maşukiye beldesine ulaştık. Belde içinde, kışın Kartepe'ye kaymaya gelenlere kayak, kızak ve aksesuar kiralayıp satan ve şu an kapalı olan onlarca dükkanın yanından geçtik. Belde merkezinin az ilerisinde yol ikiye ayrılıyordu: bir taraf alabalık restoranlarının bulunduğu Maşukiye Vadisi'ne gidiyor, diğeri ise Kartepe'ye doğru. Biz Kartepe'ye doğru devam ettik. Yol boyunca Sapanca Gölü manzaralı onlarca restoran yanından geçip zirveye doğru ilerledik. Zirve yolu yer yer hafif virajlı olsa da gayet güzel, asfalt bir yoldu. En tepeye ulaştığımızda genelde bu tarz yerler Milli Park olduğundan kesilen giriş ücreti bu sefer Green Park Otel'e alan kullanım bedeli olarak kesiliyordu, ücretimizi ödedik ve tesise girdik.
Kartepe, oldukça dar alanlı küçük bir tepe. Etrafta ormanlar olsa da onlar da bu mevsimde yapraklarını döktüklerinden çorak, taşlık bir görüntü hakim ortalığa. Tepe üzerinde sadece Green Park Otel ve bir iki tane kayak pisti var. Otelden pistlere doğru teleferik de var.
Çok yüksek bir dağ olmadığından şehir merkezi ile Kartepe arasında ciddi bir sıcaklık farkı da yok. Bursa merkez ve Uludağ arasında sıcaklık farkı on dereceden fazla iken burada sıcaklık ancak beş derece fark etti. Ancak yine de dağ zirvesinin kuzey yamaçlarında erimemiş karlar vardı.
Otel önündeki otoparka arabamızı park edip dağ zirvesine doğru yürümeye koyulduk. Yol boyunca erimemiş karlar, kır çiçekleri gördük.
Tepenin en üstüne kadar çıkmasak da Sapanca Gölü'nün görülebildiği bir noktaya kadar çıktık. Ancak puslu bir hava olduğu için gölün resmini çekemedik. Taşlı yollarla, çalılıklarla iyi bir dağ yürüyüşü yaptık. Bu yürüyüşü tamamlayabilmiş neredeyse yedi aylık hamile bendeniz de kendi çapımda madalyayı hak ettim...
Akşam yaklaşırken son durağımız Maşukiye Vadisi'ne doğru yöneldik. Dağdan inip vadiye geçtik, önce sıra sıra alabalık restoranları arasından araba ile geçip şelalenin bulunduğu alana kadar gittik. Öğrenciliğimizde piknik yaptığımız şelale çevresi şimdi tesisler ile kapatılmış. Geri dönüp dere boyunca sıralı olan restoranların ilkine, Vadi restorana oturduk.
Vadi restoranın ortamı dokunulmamış bir doğa içinde piknik yapıyorsun havasında. Dere kenarında bir masaya oturduk, ormanın içinde, ulu ağaçlar dibinde güzel bir yemek yedik.
Akşam üstünün sakinliğinde, huzur dolu doğanın göbeğinde tazelendiğimizi hissettik. Oğlum parkında oynadı, biz de mis gibi havanın tadını çıkarttık. Güzel bir gün geçirmiş olmanın mutluluğu ile havanın kararmasına yakın dönüş yoluna koyulduk...
Gezi Tarihi: Nisan 2014