Bilmezdim, Bodrum'un bu kadar çok billur sulu, dalgasız koyu olduğunu; ulaşması en zor bakir Datça'nın en uzak koylarının bu kadar popüler olduğunu, bu tatilimizden önce...


Dört farklı otele, birçok farklı beldeye gittik, onlarca farklı koydan geçtik bazılarında denize girdik, bazılarında bakmakla yetindik. Şansımıza her gittiğimiz yerde deniz çok dalgasızdı. Daha önceki Karadeniz seyahatimizin tam tersine, sıfır dalgalı havuz gibi denizler nasip oldu bu sefer bize. Balıklarla beraber yüzdük, dinlendik, ortamların tadını çıkardık.


Kışı hastalıklarla boğuşarak geçirmiş oğluşuma doktor tavsiyesi bol bol denizdi. Bizim de hedefimiz belli: güzel denizlere girilecek. Deniz odaklı bir tatil geçirdik. Denizi güzel olsun da kalınan yer ikinci planda, yeter ki temiz olsun dedik. Denize sıfır ucuz herşey dahilde de kaldık, biraz daha pahalıcasında da, bakir koylarda oda kahvaltı bungalovlarda da...


Bodrum'da Ortakent Yahşi'de, Bitez'de ve Yalıçiftlik'te kaldık. Yahşi Yalısı'nın ve Yalıçiftlik'in denizine bayıldık.



Tabii yine Bodrum çevresini de bol bol gezdik. Karaincir, Akyarlar, Turgutreis, Gümüşlük, Yalıkavak, Yalıçiftlik, Torba... Kimisinde sahilinde sadece bir gezindik, kimisinde uzun uzun vakit geçirdik. (Bodrum yazısı için tıklayın.)

Bodrum, Yalıkavak'taki değirmenin önünde
Bodrum, Yalıkavak'ta sahilde Bodrum, Gümüşlük'te suda yürürken

Bodrum'dan Datça'ya geçtik. Bir buçuk saat süren feribotla değil de neredeyse üç saat süren kara yolculuğu ile gittik. Bol virajlı ve nefis manzaralı yolları eğlenceliydi eğlenceli olmasına ama Datça'daki dar yollar böylesi kalablık sezonda hele de çocukluysanız çok da mantıklı değil. Önünüze bir kamyon veya yavaş bir araba çıktı mı uzayıp giden kuyruklar oluşuyor. Bir daha Bodrum'dan geçildiğinde kesinlikle feribota binmeli dedik zorlu yolculuk sonrasında...


Yüksek dağların yamacından badem ağaçları arasından ilerleyip Datça Merkez'i de geçip merkeze 18km uzaktaki Mesudiye'ye doğru yöneldik.



Mesudiye'ye doğru ilerlerken, civarda bu kadar çok güzel koylarda tatil yapmak varken her yere uzak Datça'nın da ilerisinde bulunan bu koylara gelenler ancak bizim gibi elindekiyle yetinmeyip daha fazlasını arayanlardır herhalde diye düşündüm. Ancak koylara ulaştığımızda daha fazlasını, daha güzelini, daha farklısını arayanların hiç de az olmadığını gördüm. Datça'nın geneline hakim olan her şeyden uzak bakir ve dingin hava Datça plajlarında artık yoktu. Palamutbükü, Ovabükü, Hayıtbükü, Kızılbük çoktan bir çok kişi tarafından keşfedilmişti. Datça'nın güzel plajları dop doluydu...



Datça'da da koy koy dolaşıp güzel denizine bol bol girdik. Serinliği ile bilinen Datça denizi Bodrum'dan sonra sıcak bile geldi bize. Tabii Fethiye'den gelenler ay ne güzel serin serin diyordu :).


Datça Merkez, Eski Datça, Ege ve Akdeniz'in birleştiği yer Knidos, Palamutbükü, Mesudiye koylarını gezdik. (Datça yazısı için tıklayın.)



Palamutbükü'nden Ovabükü'ne giden sahil yoluna bayıldık. Dağın kenarında kıvrıla kıvrıla giden yolun bir tarafı uçurum ve uçurumun dibinde turkuaz Datça suları.


Yolda ilerlerken buraların da İtalya'nın güneyindeki Amalfi kıyılarından hiç de bir farkı yok ki diye düşündük. Burası da havaalanına, şehirlere, her yere Amalfi kadar uzak, burada da denizin dibinden giden yollar o kadar keyifli. Bir tutam romantizm farklılığı var belki de ama onun yerine herşeye rağmen bir bakirlik, rakı balık ve deniz dibinde keyifli sofralar var. Şerefe!!


Gezi Tarihi: Temmuz / Ağustos 2013