Uluabat Gölü'nün doğu kıyısındaki şirin belde Gölyazı'nın fotoğraflarını görüp beğenmiştim; ancak gölü, kuşları, leylekleri, güzel eski evleri ve misafirperver insanlarıyla bu kadar da güzel bir yerle karşılaşacağımı ummuyordum. Gölyazı'nın güzel tabiatına, ne çok ıssız ne de aşırı keşfedilmiş bir yer olmasına, güzel bir ilkbahar günü türlerini bilmediğim envai çeşit kuşun uçtuğu göl kenarında oturmaya bayıldık. Leyleği de havada gördük, hadi hayırlısı...

Gölyazı nerede?


Gölyazı, Bursa'nın Nilüfer ilçesine bağlı, Uluabat gölünün doğu kıyısındaki bir yarımadada bulunan bir köy. Bursa merkezin yaklaşık 40 km batısında, İstanbul'a yaklaşık 3 saatlik mesafede yer alıyor.

Gölyazı'ya nasıl gidilir?

Bursa çevre yolundan Balıkesir istikametinde giderken Bursa otobanı bitiminden yaklaşık 8 km sonra Gölyazı köyü yol ayırımına geliniyor. Uluabat gölünün başladığı noktadaki Gölyazı'ya doğru yöneldikten yaklaşık 5 km sonra köy merkezine ulaşılıyor.


Gölyazı ve Uluabat Gölü hakkında bilgi

Uluabat gölü ve gölün doğu kıyısında bulunana Gölyazı köyü, kuş göç yolları üzerinde yer alması sebebiyle çok sayıda kuş ve kuş çeşidi barındıyor. Çok zengin bir flora ve faunaya sahip bir sulak alan olması sebebiyle Uluabat gölü, RAMSAR sözleşmesi ile koruma altına alınmış. Göl üzerinde tekne ile gezilebilen irili ufaklı adaları, antik döneme uzanan tarihi kalıntıları ve müthiş tabiatı ile ile son yıllarda ilgi çeken bir yer.


Gölyazı Köyü tarihçesi

Antik çağdaki kurucusu ışık tanrısı Apollon'a ithafen eski adı Apolyont ( Apollonia) olan Gölyazı Cumhuriyet öncesinde bir Rum köyüymüş. Mübadele sonrası Selanik göçmenleri köye yerleşmiş. Ana geçim kaynağı balıkçılık olan köyde son yıllarda turizm de hareketlenmiş. Gölyazı ünlenmeye başlayınca köylü önce gelen meraklı yabancıları yadırgamış. Ancak daha sonra turizmin gelir kapısı olduğunu görünce turistleri bağrına basmış.

Gölyazı'da gezilecek yerler

Gölyazı'da yapılabilecek en güzel şey göl kıyısına oturup gökyüzünü kaplayan kuşların cıvıltıları eşliğinde göle karşı dalıp gitmektir. Gölyazı, bir yarımada ve taş köprü ile yarımadaya bağlanmış olan adadan oluşmaktadır. Taş köprü başındaki 700 yıllık Ağlayan Çınar, her sokağı göle açılan ada sokakları, hemen her sokağa yuva kurmuş leylekler, gövdeleri suya batmış ağaçlar, köyü çevreleyen tarihi sur kalıntıları, eski Rum kilisesi, Eski Cami Gölyazı'da gezilecek, görülecek yerlerdir. Ayrıca Uluabat gölünde tekne gezisine çıkıp etraftaki irili ufaklı adalar gezilebilir.

Gölyazı'da ne yenir?

Gölyazı'ya kadar gitmişken Uluabat gölünden tutulan tazecik sazan ve turna balıklarının tadına bakılabilir. Köylü pazarında kadınların açtığı nefis gözlemeler yenilebilir, pazardan aldığınız yöresel ürünlerin göle nazır çay bahçesinde tadına bakılabilir.

Gölyazı Köyü Gezimiz

Ana yoldan sapıp sıra sıra zeytinlikler arasından geçip Gölyazı'ya doğru yöneldik. Merkeze doğru ilerlerken eski sahiplerinden kalmış, oldukça iyi durumdaki Rum kilisesi gözümüze çarptı.

Taş köprü ve Gölyazı kuşları

Merkezde göl kenarına arabamızı park ettik ve başladık bu şirin beldeyi keşfetmeye. Gölyazı, Uluabat Gölü kıyısında bir yarımada ve hemen yanındaki ada üzerine kurulmuş. Yarımada ve ada bir taş köprü ile birbirine bağlanmış. Beldeye adım attığımızda ilk dikkatimizi çeken güzel gölü ve göl üzerinde uçan binbir çeşit kuştu. En son ne zaman bu kadar çok çeşit kuşu bir arada görmüştüm hatırlamıyorum bile...

Gölyazı Ağlayan Çınar

Taş köprü başındaki Ağlayan Çınar'a doğru ilerledik. 700 yıllık çınarın bir dalı yılların verdiği yorgunlukla yan yatmış ve alttan taşlarla desteklenmişti. Ulu çınarın gövdesinden öz suyu aktığı için "Ağlayan Çınar" adını almış. Çınarın tabelasında da "Tarihin verdiği yorgunlukla yan yatmış ulu bir çınar... Lakin yaşamaktan umudunu kesmemiş uzanmış öylesine bağrı yanık..." diye yazılmış.
Ağlayan Çınar yanındaki taş köprüden hoplaya zıplaya ada tarafına geçtik. Göyazı'nın küçük çarşısı, camisi ve göle nazır çay bahçesinin bulunduğu küçük meydan etrafında dolaştık.
Balık satan balıkçıları gördük. Boy boy sazanlar dizilmiş müşterileri bekliyordu. Yeni yeni turizm kıpırdanmaya başlasa da balıkçılık Gölyazı'da temel ekmek kapısı. Kadınlı erkekli balığa çıkılır, meazatta açık artırma ile balıklar satılırmış.
alıcılarını bekleyen boy boy sazanlar
Çınar ağaçları altındaki çay bahçesinde köylüler ve genelde fotoğraf meraklılarından oluşan yerli turistler arasında oturduk. Gölün üzerinde yüzen, gökyüzünde süzülen kuşları seyrettik.
Köylü pazarına doğru yürüdük. Sıcakkanlı köylü teyzelerin el açması gözlemelerinden yedik. Isırgan otlu, köy peynirlisine bayıldık dayanamadık birer tane daha ısmarladık.

Karnımızı iyice doyurduktan sonra uca doğru yürümeye devam ettik. Hoş burası bir ada olduğundan her yer uç, her yer göl. Etrafı sularla kaplı ağaç görüntüsüne bayıldık. Sular çekilince ağaç dipleri ortaya çıkar, bollaşınca yine böyle su ortasında kalırlarmış.
Köy sokaklarına doğru daldık. Gölyazı genelinde olduğu gibi burada da güzel eski evler betonarme evler arasına karışmış. Yer yer antik sur kalıntıları evler arasında kalmış.
Gölyazı sokakları ve leylekler Gölyazı'da eski ve yeni evler

Gölyazı'nın her sokağında leylek yuvası var

Sokak aralarında bizi bekleyen bir sürpriz vardı: leylekler. Her sokakta ikişer üçer leylek yuvası sıralanmıştı. Sanırım ömrümde ilk defa bir leylek takırdaması duydum! "Tak tak tak" diye leyleklerin çıkardıkları sesler hem beni ve oğlumu hem de etrafta dolaşan diğer fotoğraf tutkunlarını çok eğlendirdi...
leylek yuvası ve leylekler

Göl sefası yapmak isteyenlere: Tekne Turu

Ara sokaklardan adanın diğer ucuna geçtik. Bu tarafta tekneler sıralanmış Gölyazı ve Uluabat'taki diğer ufak adacıklar etrafında dolaştırdıkları müşterilerini bekliyorlardı.
Çiçeği, köpeği, evi, kuşu, gölü, balığı... Gölyazı'da resim çekmeye doyamadık... Fotoğraf düşkünleri için özellikle ilk baharda bir cennet olan Gölyazı tüm doğa severler için çok güzel bir kaçış noktası...



Gezi Tarihi: Mart 2013