Bebekli gezilerde rotamızı bir adım daha uzatalım istedik ve sıcak bir yaz günü hadi Yalova'ya gidelim dedik. Yaz sıcağından kaçmak için yeşillikler içindeki Sudüşen Şelalesi, Termal civarında dolaşalım, temiz hava alalım istedik...

Eskihisar feribotuna ulaştığımızda bir süpriz bekliyordu bizi: feribot sırası uzamış gitmiş, normal şartlarda birkaç saatlik bir bekleme süresi gerekiyordu. Ancak feribot işletmecileri artık derslerine çok iyi çalışmışlar, feribotların kalkmasını bile beklemeden yenisini yanaştırarak kalabalığı kısa zamanda karşıya geçirdiler...

Artık yaz sonu geldiğinden karşıya geçenler güneye giden tatilcilerden çok İstanbul etrafını gezen Arap turistlerdi. Nereye baksam Arap turist arabası görüyordum. Kısa bir bekleyiş sonrası feribota bindik. Biz küçük oğlumla içeride rüzgarsız bir koltuğa kurulduk. Büyük oğlumla babası da dışarıya çıkıp, bol bol martıları seyredip fotoğraf çektirdi...
feribotta iki oğlumla oturmuş, dinlenirken feribotta, Marmara Denizi hatırası
Yalova sahilde kahvaltı
Karnımız iyice zil çalmaya başladığında Yalova merkeze ulaştık. Kahvaltısının çok iyi olduğunu duyduğumuz Leman Kültür'de kahvaltı etmeye karar verdiğimizden kahvaltı etmeden yola çıkmıştık. Nihayet İdo iskelesinin yanındaki marinada Leman Kültür'ü bulduk. Denizden püfür püfür esen rüzgara ve teknelere karşı salıncaklı bir masaya oturduk ve çok güzel bir ortamda kahvaltımızı ettik...
Leman Kültür'ün kahvaltısı gerçekten çok güzeldi. Bol bol, kaliteli birçok şey vardı ve gayet de uygundu. Oğlum şarküteri çeşitliliğine bayıldı ve kendi icadı olan jambon içi sosis gibi buluşlarla kendinden geçti...
Sudüşen şelalesine nasıl gidilir?
Atmosfer, ortam gayet güzeldi olmasına ama hava çok sıcaktı, biraz olsun nefes alabilmek için Yalova'da gezilecek yerlerin en ünlüsü Termal'e doğru yola çıktık. Tam Termal girişinde minik oğlum uyuyunca da hadi önce Sudüşen Şelalesi'ne gidelim dedik. Termal'in önünden Üvezpınar köyü yönüne doğru saptık. Bol bol tırmanarak, düzgün yollardan Üvezpınar'a kadar gittik. Köyden bir süre sonra da yine yer yer tırmanmalı, bol virajlı 7 km'lik stabilize bir yoldan şelalenin bulunduğu alana ulaştık. Alanda bir sürü özel tur minibüsü park etmiş bekliyordu. Yakın bir zamanda bir proje kapsamında etraf düzenlemesi yapılmış olan Su düşen Şelalesi yerli turistler tarafından henüz çok bilinmiyor ama anlaşılan Arap turistler buraları çoktan keşfetmişlerdi...
Samanlı dağlarının tepesinde, yemyeşil manzaralar eşliğinde şelalenin bulunduğu alana doğru yürümeye koyulduk. Park alanından, yaklaşık iki yüz metrelik arnavut kaldırımı döşenmiş oldukça dik bir yoldan iniliyordu şelaleye ulaşmak için. Şelalenin bulunduğu alana bir liralık ücret verilip giriliyor. Su düşen şelalesi, yüksekçe bir taşın üzerinden düşüyor. Hemen dibinde akan sular minik bir havuz oluşturmuş. Bazıları taşlardan, buz gibi suya atlayıp serinliyordu...
arkamızda Sudüşen şelalesi ile hatıra fotoğrafı, Yalova Sudüşen şelalesi ve taşlardan atlayıp suya girenler, Yalova
Şelanenin bulunduğu minik vadide yemek yenilebilecek tek bir tesis var. Tesisten, şelale sularının akıp gittiği derenin üzerine atılmış olan masalardan kiralanıp piknik yapılabilir. Ya da tesisteki ızgara çeşitleriyle yemek yenilebilir. Yalnız mangal yakmanın yasak olduğunu hatırlatmakta fayda var.
Biz yemek yemedik ama dere kenarında uzun uzun oturduk. Dere üstüne atılmış masaların birine oturarak ayaklarımızı dereye soktuk.Şelalenin bulunduğu ortama gidip, ayaklarımızı dizimize kadar daldırıp taşlardan suya atlayanları izledik...

Yalova Termal gezintimiz
Sudüşen şelalesinde güzel vakit geçirdikten sonra dönüş yoluna geçip, yol üstündeki Termal'e doğru yöneldik. Termal girişinde ücretimizi ödeyip yeşillikler içindeki alana girdik. Ulu ağaçlar ile bezeli Termal alanı tam bir vaha. Sudüşen Şelalesi'nden çok daha alçakta olmasına rağmen yaz sıcağında orada bulamadığımız serinliği Termal'de bulabildik. Ulu ağaçlar, bakımlı çimenler, çiçekler, yeşillikler, termal sular. Çok güzel bir yer olmasına rağmen nedense burası da yerli turistler tarafından çok rağbet edilmiyor, etrafta dolaşanların neredeyse tamamı Arap turistlerden oluşuyordu...
Biz ulu ağaçların gölgelediği yollarda yürüdük. Aşıklar merdivenine çıkıp büyük oğlumla birlikte poz verdik. Miniğimi serin gölgelerde uyuttuk.
Çok vaktimiz olmadığından daha önce gölgesinde oturup heybetine hayran kaldığımız ulu çınarın altında birer çay içemedik. Etrafa biraz daha bakınıp karnımız iyice acıkınca Termal yolu üzerindeki Kamil Usta'ya doğru yöneldik...
Yalova Kamil Usta'da köfte molası
Biz Kamil Usta'nın satır köftelerini çok seviyoruz. Yolumuz Yalova'dan geçtiğinde ne yapıp edip, gelip nefis köftelerinden yiyoruz. İncecik yaptıkları köftelerinin elastik ama hepten de lastik gibi olmayan yapısı benim çok hoşuma gidiyor. Yerken safi et olduğunu hemen anladığınız köftelerin hem yapısı hem lezzeti bana göre nefis...
Yine köfte, ezme, salata, manda yoğurdundan oluşan fiks mönü ile masa donatıldı. Tatlıları bittiğinden yiyemedik, bir başka sefere dedik. Birer porsiyon köftelerimizi yedikten sonra ilavelerimizi de alıp bir güzel doyduk. Yorgunluk iyiden iyiye kendini hissettirse de güzel bir gün geçirmiş olmanın hazzı ile evimize gitmek üzere deniz otobüsüne yöneldik...

Gezi Tarihi: Ağustos 2014