Positano, Güney İtaya'nın Amalfi kıyılarında yer alan şirin bir sayfiye kasabası. Hakkında Amalfi Kıyıları'nın incisi deniyor. Biz güney İtalya seyahatimizin iki gününde bu güzel kasabada bulunduk, ancak bizde öylesine güzel duygular uyandırdı ki ileride kesinlikle tekrar gelinecekler listemize eklendi...
Positano'ya Napoli üzerinden toplu taşıma ile veya araba kiralayarak ulaşılabiliyor. Yapmış olduğumuz ön araştırmada uçurum kenarından giden, dar Amalfi yollarının zorluğu hakkında o kadar çok yorum okuduk ki biz bu seferlik toplu taşımayı tercih ettik. Önce Napoli'den Circumvesuviana denilen banliyo trenleri ile yaklaşık bir saatte Sorrento'ya ulaştık. Oradan da SITA otobüslerine binip 20 km'lik Sorrento Positano yolunu yaklaşık kırk dakikada kat ettik.
Okuduğumuz yorumlarda Sorrento Positano yönünde kesinlikle otobüsün sağ tarafında oturup uçurum kenarından giden yolların ve denizin güzelliğinin tadını çıkarmamız tavsiye ediliyordu. Biz de öyle yaptık. Otobüs bazı dar virajlarda neredeyse durma noktasına gelip ancak dönebiliyorken biz manzaranın tadının çıkarttık.
Denize nazır kayalar üzerine kurulmuş tek tük ufak yerleşimler sonrası Positano'ya ulaştık. Positano girişindeki durakta otobüsten indik ve yüksek taşlık dağların sırtına yine taşlar üzerine kurulmuş olan bu şirin kasaba görüntüsüne hayran kaldık...
Güzel şirin bir koy ve koya bakan iki tepe. Tepeler üzerinde bir birinin deniz manzarasını örtmeyecek şekilde yerleşmiş evler, küçük şirin bir sahil, sahil civarında kilisesi, çarşısı, restoranlarıyla güzel bir sayfiye kasabası...
Haritadan baktık kalacağımız otel Villa Yiara tepe boyunca kıvrılarak aşağı inen yolun hemen üzerinde. Tam yol boyunca yürümeye koyulmuşken gördük ki yerli halk yol üzerinden değil de yol kenarındaki dik merdivenlerle aşağı iniyor. Biz de kestirmedir, merdivenlerden inelim deyip inmeye başladık. İndiik, indiik, indik... Meğerse bu merdivenler tam bir labirentmiş...
Baktık böyle olmayacak, neredeyse sahile indik, bu sefer merdivenlerden farklı bir yöne sapıp çıkmaya başladık. Sırtımızda çantalarımız, nefes nefese kalmış merdiven çıkmaya çalışırken yerli halktan amcalar, teyzeler bize selam verip gayet rahat bir şekilde yanımızdan geçiyorlardı... En sonunda bir noktada ana yola çıkmayı başardık ve yol boyunca yürüyüp otelimizi bulduk.
Kaldığımız otel Villa Yiara'nın çat pat İngilizce bilen güler yüzlü sahibi karşıladı bizi. Denize nazır kocaman bir verandası olan odamıza bizi yerleştirdi. Positano'daki oteller genelde aile işletmesi şeklinde butik oteller. Bana göre kalınacak yerlerde aranması gereken en önemli unsur deniz manzaralı bir balkon olmalı. Çünkü o güzel doğanın ortasında uçsuz bucaksız denize karşı balkonda oturmak inanılmaz keyifli.
Sıcak sayfiye evi görünümündeki odamız gayet kullanışlıydı. Biz kullanmadık ama minik bir mutfağı bile vardı. Tam kocaman verandamıza oturmuş ortamın tadını çıkarıyor ve yorgunluk atıyorduk ev sahibimiz iki limoncello (güney İtalya, özellikle Capri AdasıCapri Adası'nda yapılan limon likörü) kadehi ve minik bir limoncello hatıra şişesi ile çıkageldi. Limon ağaçları ile süslü bir balkonda elimizde limoncello kadahleriyle Güney İtalya... Daha ne olsun...
Toparlandık Positano merkezine doğru kasabayı keşfe koyulduk. Tabii bu sefer otelimize en yakın merdiven başları ve sonlarını bellemeyi ihmal etmedik. Yol boyunca yanından geçtiğimiz evlerin çoğunun kapısı güzel seramikler ve kapı numaraları ile süslenmişti. Seramikleriyle ünlü Amalfı kıyısı şehirlerinden biri olan Positano'da da seramik sanatı çok güzel sergileniyordu.
evleri süsleyen seramik Positano tasviri süslü, seramik kapı numaraları ve ev isimleri, Positano
Positano manzaralı çiniler Positano manzaralı çiniler
Positano'nun minik şirin bir çarşısı var. Daha yüksek sezonda gidildiğinde lüks restoranların da süslediği bu çarşı bizim gittiğimiz bahar aylarında daha çok yerli halkın ve tek tük turistin uğrak yeriydi.
Ayva büyüklüğünde limonlar ve limoncello şişeleri ile süslü vitrinler, yörenin ünlü seramiklerini satan dükkanlar vardı çarşıda...
Güney İtalya'daki kocaman limonlar
kocaman limonlar ve limoncello ile süslü vitrinler, Positano Seramik dükkanı, Positano
Karnımız acıkınca nerede yemek yesek diye bakındık. Pek çok sayfiye yerindeki kural burada da mevcuttu: sahile ne kadar yakın o kadar pahalı. Ancak açık restoran sayısı pek fazla olmadığından seçeneğimiz azdı. Sahile nazır Chez Black restoranına oturduk.
Benim İtalya'daki favori yiyeceğim vongoleli (kum midyeli) spagetti ve mürekkep balıklı makarna yedik.
Spagetti pek başarılı değildi ancak siyah renkli mürekkep balıklı makarna hem ilginç, hem de gayet lezzizdi...
mürekkep balıklı makarna, Chez Black Positano kum midyeli spagetti, Chez Black Positano
Ertesi sabah, kuş sesleri ile uyandım yatağımda. Sabahın ilk ışıkları ile verandamıza çıktım ve sabah serinliğinde bu güzel doğanın tadını çıkardım. Arkada kuş seslerinin geldiği dik dağlar, evlerin etrafında gezinen kediler, yoldan tek tük geçen arabalar, insanlar... Positano lüks bir sayfiye kasabasından çok, şirin bir köy görünümündeydi. Sıcacık ve huzurlu...
Tam istediğimiz saatte otel sahibimiz kahvaltımızı getirdi. Biz de denize nazır capuccinolarımızı içtik kahvaltımızı ettik. Tabii kahvaltı tipik İtalyan kahvaltısı olarak hamur işi ve reçel ağırlıklıydı ama o güzel ortamda kendi balkonumuzda baş başa kahvaltı etmek inanılmaz keyifliydi...
Kahvaltı sonrası sahile doğru gittik, kıyıda dolaştık. Yazın insanların tamamen doldurduğu kum plaj bomboştu.
Denizi, dalgaları ve denize karşı bu güzel kasabayı izledik.
Karşı tepeye geçtik, yüksekçe bir noktadan Amalfi kıyısının incisini seyrettik.
Güzel bir yer keşfetmiş olmanın mutluluğu ile ileride tekrar görüşmek üzere dedik...
Gezi Tarihi: Mart 2013