Bir akşam üstü Çıralı'dan sahilin hemen diğer ucunda yer alan Olimpos'a gitmeye karar verdik. Çıralı sahilinde otururken hep merak etmiştik, biz burada geniş geniş alanda rahat şezlonglarda güneşlenirken sahilin öbür ucunda dip dibe, taşların üzerine serilmiş havluların üzerinde vakit geçirmenin sebebini...


Sahil boyunca birkaç dakikalık bir yürüyüşten sonra Olimpos'a ulaşınca merağımızın cevabını fark ettik: özgür ruh. Sanki üniversitelerin bahar şenlikleri burada devam ediyor havası vardı. Konfor mühim değil, esas olan arkadaşlık, dostluk, birlikte olmak diyenlerin mekanıydı...
Olimpos sahilden oteller bölgesine tarihi antik kentten geçilerek gidiliyor. Tabii antik kentten geçiş ücretli. Antik kent Olimpos sahiline dökülen bir nehir boyunca sağlı sollu kurulmuş. Yüz yıllık taşlara basa basa beş - on dakikalık yürüyüşten sonra meşhur Kadir'in ağaç evleri gibi kalacak yerlerin olduğu oteller ve eğlenme bölgesine ulaşılıyor. Bir tanesi meşhur olunca ağaç evlerin bir sürü benzerleri yapılmış. Tek tük üniversite ve ilk gençlik yıllarından kalan hatıralarla yöreyi sevmiş ve çocuğu ile de buraya gelmiş çiftler de olsa da çocukla tatil için çok da uygun bir yer değilmiş gibi geldi bana. Buradaki insanları görünce yaşımız daha pek ilerlememiş olmasına rağmen ah gençlik ah dedik içimizden. Dertsiz, tasasız özgür yıllar...
Antalya Olimpos tarihi kenti içinde yürüken Antalya Olimpos tarihi kenti içinden plajdan dönen insanlar geçerken
Olimpos sahilinden Çıralı'ya doğru ilk adımlarımızı atarken
Gezi Tarihi: Eylül 2010